Çinko Eksikliğinin Sağlığa Etkileri Nelerdir?

Çinko Eksikliğinin Sağlığa Etkileri Nelerdir?


Çinko eksikliği sağlığımızı oldukça geniş bir açıdan etkileyebilmektedir. Çinko eksikliğinde çocuklarda büyümede yavaşlama, erkeklerde ve kadınlarda üreme sorunları, düşük kan şekeri, yetersiz kemik gelişimi, zihin karmaşası ve diğer zihinsel bozukluklar, yüksek kolesterol, dolaşım sorunları, cilt, saç ve tırnaklarda sorunlar, tat ve koku bozulmaları gibi problemler yaşanabilmektedir.

Çinko eksikliği olan çocuklarda cüceliğe varan büyüme geriliklerine ve yaşına göre düşük kilolu olmalarına neden olabilir.

Çinko, üreme sağlığı ve üremenin gelişimi için oldukça önemlidir. Sağlıklı çalışan sperm için çinko gereklidir ve çinko eksikliği doğurganlığı negatif yönde etkiler. Çinko eksikliği spermdeki hücre bölünmesini engeller. Ergenlik dönemindeki erkeklerin üreme organlarının gelişimi için daha fazla çinkoya ihtiyaç duyulur. Yetersiz çinko alımı olan ergen erkeklerde vücut örneğin beyine gitmesi gereken çinkoyu çekerek öğrenme sorunlarına neden olur.

Vücudun en yüksek çinko konsantrasyonuna sahip bölgesi prostat bezidir. Yaşlı erkeklerde çinko eksikliği prostatit olarak bilinen prostat iltihaplanmasına neden olabilir.

Çinko vücutta kan şekeri seviyelerinin düzenlenmesinde görev alır. Bu sebeple özellikle hipoglisemi hastalarında kan şekerinin düzenlenmesine yardımcı olur. Çinko kan dolaşımını ektiler, çinko eksikliğinde el ve ayaklarda üşüme ve yüksek tansiyon görülebilir. Vücutta çinko eksikliği oluştuğunda kan kolesterol düzeyi yükselme eğilimine girer.

Kalça ve diz ağrıları gibi kemik ve eklem ağrıları çinko eksikliği ile ilişkili olabilir. Çünkü kemiklerde yoğun miktarda çinko bulunur ve eksikliğinde kemiklerin incelmesi ve kısalması söz konusudur ve ağrılara sebep olabilir. Çinko eksikliğinde vücudun kendisini onarma kabiliyeti tehlikeye girer.

Çocuklarda çinko eksikliği beyin gelişimini etkileyerek disleksi ve zeka geriliği de dahil olmak üzerek zihinsel gelişim bozukluklarına yol açabilir. Çünkü beynin duyguları kontrol eden bölümü yüksek miktarda çinkoya ihtiyaç duyar. Depresyon ve zihinsel uyuşukluk da çinko eksikliği sonucunda ortaya çıkabilir. Epilepsi ve şizofreni gibi mental hastalıklar çinko eksikliği ile ilişkili bulunmuştur. Çinko eksikliğinin alkolizm ve obsesyon gibi duygusal ve bağımlı davranışların gelişiminde etkili olabileceği düşünülmektedir. Alkol tüketimi vücuttan çinkonun atılmasına neden olmakta ve alkolizm durumunda vücuttaki çinko düzeyleri çok büyük ölçüde düşmektedir. Çinko eksikliği anti sosyal davranışların gelişiminde de rol  oynamaktadır.

Anoreksiya nevroza ve bulumia gibi yeme bozuklukları ile çinko eksikliği arasında bir ilişki bulunmaktadır. Anoreksiya nevrozalı kişilerde tat alma bozuklukları görülmektedir. Çinko eksikliğinin de tat ve koku almada bozulmalara yol açtığı bilinmektedir. Yeme bozuklukları olan kişilerde çinko takviyelerinin iştahı ve gıda alımını arttırmaya yardımcı olduğu bilinmektedir.

Çinko eksikliği kadın üreme problemlerine neden olabilir; Ovülasyon eksikliğine, adet kanamasının geç başlamasına ve amenore (dönem eksikliği) neden olabilir.

Çinko eksikliği cildi, tırnakları ve saçları doğrudan etkiler. Saçların geç uzamasına neden olur. Cilt esnekliğini kaybeder ve bu durum özellikle hamilelikte sıkıntıya neden olur. Sivilce, çıban, dermatit, sedef hastalığı ve tırnaklarda beyaz lekeler yetersiz çinko alımı ile ilişkili olabilir.

Bazı bilimsel çalışmalarda çinko eksikliğinin dişeti iltihabına, yaraların geç iyileşmesine, egzemaya, kulak çınlamasına, akut ishale neden olabileceği, kroner kalp hastalıkları ve diyabet riskini arttırabileceği gösterilmiştir.

Düşük gelirli gebeler, genç hamileler, karaciğer sirozu olanlar, Down sendromlular, saçkıran sorunu olanlar, vejetaryenler, alkolikler, orak hücre anemisi olanlar, kronik böbrek hastaları ve emilim bozukluğu olanlar çinko eksikliği açısından risk altıdaki gruplardır.

Çinko eksikliğinin belirtileri arasında iştah kaybı, bozulmuş koku ve tat hissi, depresyon eğilimi, soluk cilt, bozulmuş tırnaklar, sık hastalanma, düşük doğurganlık, prostat sorunları, büyüme geriliği, ishal, zayıf bağışıklık sistemi, zihinsel karmaşa, kilo kaybı, ağrılar ve yağlı cilt gibi pek çok sağlık sorunu sayılmaktadır.

Çinko eksikliği sorunu olan kişilerin yapabileceği en iyi şey çinkodan zengin besinler tüketmeleridir. Hayvansal gıdaların hepsi çinko için iyi kaynaklardır. Ayrıca kabak çekirdeği, ceviz, badem, keten tohumu ve susam gibi yağlı tohumlar ve çekirdekler de çok iyi çinko kaynaklarıdır. Tam tahıllar (buğday, arpa vs.), kuru baklagiller ve kakao da iyi çinko kaynakları arasında sayılmaktadır.

İyi mide asidi, A,E ve B6 vitaminleri ile magnezyum, kalsiyum ve fosfor çinko emiliminin arttırılmasına yardımcı olur.

Buğday gibi tahıllarda bulunan fitatlar ve ıspanak gibi sebzelerde bulunan oksalatlar, stres, yüksek kalsiyum, bakır ve şeker alımı ile düşük protein alımı çinko emilimini azaltır.

Beslenmenizde yeteri kadar çinko almıyorsanız çinko takviyeleri kullanmanız uygun olacaktır.

D Vitamini İhtiyacı, Kaynakları, Eksikliği

D Vitamini:


Yağda eriyen vitaminlerden biri olan D vitamini yiyeceklerin pek azında bulunur. Bazı D vitamini katkılı hazır besinler ve vitamin takviyelerinde bulunmakla birlikte en iyi D vitamini kaynağı güneştir.

D Vitamini bağırsaklarda kalsiyum ve fosfor emilimini arttırarak bu minerallerden vücudun daha fazla yararlanmasını sağlar. Kalsiyum ve fosforun yeterli emilimi, sağlıklı kemik gelişimine ve kemiklerin korunmasına yardımcı olur. D vitamininin diğer görevleri; hücre gelişiminin düzenlenmesi, bağışıklık sisteminin güçlendirilmesi ve vücuttaki iltihaplanmanın azaltılmasıdır.

Günlük D Vitamini İhtiyacı:


Bebeklerde 12. aya kadar 10 mcg
1 yaşından 70 yaşına kadar 15 mcg
Hamilelikte ve emzirme döneminde 15 mcg
70 yaş ve üzerindekiler için 20 mcg dir.

D Vitamini Nelerde Bulunur:


Besinler içinde balık karaciğeri yağı ve yağlı balıklar en iyi D vitamini kaynaklarıdır. Dana/kuzu karaciğeri, peynir ve yumurta sarısında da az miktarda bulunmaktadır. Ülkemizde denizlerinde de yetişen sardalya balığının 1 tanesi günlük D Vitamini ihtiyacınızın yaklaşık %5'ini karşılayabilmektedir. 1 yumurta sarısı ise günlük ihtiyacın yaklaşık %10'unu karşılar.

Güneş en iyi D vitamini kaynağıdır. Güneşten alından D vitamini deride sentezlenerek vücudun kullanabileceği forma dönüştürülür. Güneş ışığının doğrudan deriye vurması ve güneş ile deri arasında cam gibi bariyerlerin olmaması gerekmektedir. Bu sebeple arabada, otobüste ya da evde camdan gelen güneş ışığı D vitamini sağlamaz. Yapılan çalışmalara göre haftada 2-3 gün 5-30 dakika güneşten yararlanmak yeterli D vitamini alımı için yeterlidir. Güneşten D vitaminini yeterli olarak sağlamak için en uygun saatlerin 10:00 -15:00 saatleri arasında olacağı bildirilmektedir.

D Vitamini Eksikliği:


D vitamini eksikliği çocuklarda raşitizme neden olabilir. Yeterli D vitamini almayan çocuklarda kemik gelişimi sağlanamaz. Bu yüzden kemikler yumuşak kalır ve ağırlık artışı ile birlikte kemiklerde eğilmeler oluşur. Yaşlılıkta ise kemik erimesine neden olmaktadır.

D Vitamini Eksikliği Kimlerde Görülebilir:


Sadece anne sütü ile beslenen ve yeterli miktarda güneş ışığı almayan bebeklerde
Yaşlılarda, çünkü yaşla birlikte deride D vitamini sentezi azalmaktadır.
Yeterli güneş ışığı almayan kişilerde
Cildi koyu renkli olan kişilerde
Beslenmesinde yağ bulundurmayan ve yağ emilim bozukluğu olan kişilerde
Aşırı şişman(obez) bireylerde...

Zayıflamak İçin 15 Öneri

Bugüne kadar pek çok diyet denemiş fakat her seferinde başarısızlıkla karşılaşmış olabilirsiniz. Bu durumun kilo verme hedefinizden sizi alıkoymasına izin vermeyin. Muhakkak bir yerlerde bir hata yapmışsınızdır. Muhtemelen yanlış hedefler ve yanlış diyetlere psikolojik olarak hazır olmadığınız zamanlarda başlamışsınızdır.

Zayıflamak için neler yapmalıyım diyorsanız ve bugüne kadar bu konuda pek çok deneyim yaşamanıza rağmen hala kilo vermede zorlanıyorsanız aşağıdaki öneriler size yardımcı olacaktır.

Zayıflama için ne yapılmalıdır:


1.Hazır besinlerden uzak durun. Hazır besinlerin içinde sodyum ve şeker gibi sağlığınıza zararlı katkı maddeleri bulunur. Doğal besinleri tüketin.

2.Basit karbonhidratlar yerine kompleks karbonhidratlar tüketin. Basit karbonhidratlar çabuk acıkmanıza neden olurlar. Beyaz ekmeği yaşamınızdan çıkartın. Beyaz şeker ve tuzu azaltın.

3.Sağlıklı bir kahvaltı ile güne başlayın ve 3 ana öğün tüketmeye dikkat edin. Öğün atlamanız metabolizmanızı yavaşlatır ve kilo verme çabalarınızı baltalar.

4.Kalıcı tokluk sağlayan besinleri tercih edin. Lifli ve proteinli besinlerden tüketin.

5.Su tüketiminiz arttırın ve şekerli içecekleri yaşamınızdan çıkarın. Alkollü içkileri sınırlandırın. Şekerli içecekler hesaba pek katılmaz ama kilo almada çok etkilidirler.

6.Sağlıklı yağlar olan zeytinyağı ve omega 3 tüketin. Doymuş yağları sınırlandırın trans yağları yaşamınızdan çıkartın.

7.Daha küçük tabaklar ve bardaklar kullanın. Böylece tabağınız daha dolu görünecek ve psikolojik olarak sizi olumlu etkileyecektir.

8.Ya yediğiniz kadar yakın ya da yaktığınız kadar yiyin. Eğer boğazınızı kısmak istemiyorsanız aktif yaşam sürdürün.

9.Sporu yaşamınıza sokun, en azından her gün açık havada 20 dakika yürüyün. Spor, hem kilo vermenize hem de fiziksel ve ruhsal olarak daha sağlıklı olmanıza yardımcı olacaktır.

10.Daha fazla hareket etmek için televizyon ve internet gibi hareketlerinizi kısıtlayan eğlenceleri sınırlandırın. 

11.Uykunuza dikkat edin. Her gün en az 7 saat düzenli uyuyun. Yetersiz uyumak hem hormonlarınızı hem de psikolojinizi olumsuz etkiler ve bu sebeple gün içinde daha fazla yemek yersiniz.

12.Düşük kalorili diyetler uygulamayın. Düşük kalorili diyetler çabuk kilo verdirir ama uzun süreli uygulayamazsınız ve verdiklerinizi daha fazla olarak geri alırsınız. Kilo vermek için acele etmeyin.

13.Diyete başlamadan önce psikolojik olarak kendinizi hazırlayın. Kendinizi hazır hissetmeden başlarsanız sonuç hüsran olacaktır. Kararlı olun.

14.Diyet uygularken hata yapabilirsiniz. Bu çok normaldir yılmadan yolunuza devam etmeyi bilin.


15.Gerekiyorsa bir beslenme uzmanından destek alın. İnternette okuduğunuz diyetler size uygun olmayabilir.

Unutmayın, kısa zamanda hızlıca kilo vermeye çalışmak yerine beslenme ve yaşam şeklinizde ufak değişiklikler ve uzun vadeli planlamayla kalıcı bir şekilde ideal kilonuza ulaşmanız mümkündür. 

Köfte Kaç Kaloridir?

Köfte kaç kalori, köftenin kalorisi:

Köftenin kalorisini etkileyen pek çok unsur bulunmakta. Köfte yapımında kullanılan kıymanın yağ oranı, içine kullanılan ekmek miktarı, pişirme şekli ve köftenin boyutu köftenin kalorisini etkiler.

Örneğin %30 yağlı kıymanın 100 gramı 322, %5 yağlı kıymanın 100 gramı ise 137 kaloridir. Kıymadaki yağ miktarı köftenin kalorisini 2-3 kat arttırabilir ya da azaltabilir.

1 dilim ekmek 70 kaloridir ve köfte yaparken kullanılan ekmeğin miktarı az da olsa köftenin kalorisini etkiler.

Pişirme şekli yağda kızartma ise kızartma yağının bir bölümünü köfte çekecektir. Köfte kızartılırken çektiği her 1 gram yağ için 9 kalori artacaktır.

Sonuç olarak 1 köfte yukarıda belirttiğim konular çerçevesinde 50 kalori de olabilir 200 kalori de...

Cevizin Faydaları Nelerdir?

Cevizin faydaları ve yararları


Ceviz, yağ içeriği sebebiyle kalorisi yüksek bir besin olsa da cevizdeki yağlar insan sağlığına faydalıdır. Bununla birlikte sağlık için gerekli ve faydalı olan vitaminler, mineraller ve fitokimyasallardan zengin bir besindir. Ceviz, B grubu vitaminlerden riboflavin, niasin, tiamin, pantotenik asit ve folik asit için iyi bir kaynaktır. Ayrıca mineral değeri yüksektir ve bakır, manganez, potasyum, çinko, kalsiyum, demir, magnezyum ve selenyum mineralini iyi miktarda içerir.

Kalp sağlığını korur:


Ceviz her şeyden önce içeriğindeki faydalı yağ asitleri sebebiyle beslenmede kesinlikle yer almalıdır. Cevizde bulunan yağ asitlerinin %70'den fazlası tekli doymamış yağ asitleridir. Omega 9 olarak ta bilinen tekli doymamış yağ asitlerinin kalp sağlığını korumada etkili olduğu bilimsel olarak kanıtlanmıştır. Ceviz 0mega 9'un yanı sıra omega 3 yağ asitlerinden en zengin bitkisel kaynaklı besinlerin başında gelir. Omega 3 yağ asitleri vücutta enflamasyonu önler, tansiyonu dengeler ve kalp sağlığını korur. Kilo vermede etkili olan hormonların üretimine katkıda bulunur. Antioksidan vitamin olan E vitamini ve posa içeriği ile de kalp dostu bir besindir ceviz.

Kanser riskini azaltır:


Yeterli omega 3 tüketen bireylerin göğüs, kolon ve prostat kanserine yakalanma riskinin azaldığını gösteren çalışmalar bulunmaktadır. Omega 3'ün alzhemier ve demans hastalıklarına karşı koruyucu etkisi de bilinmektedir. Ayrıca depresif ruh haline de birebirdir.

Yaşlanmayı Geciktirir:


Cevizde antioksidan özellikte olan fitokimyasallardan melatonin, ellajik asit, karotenoidler, E vitamini ve polifenolik bileşikler iyi miktarlarda bulunur. Bu antioksidanların yaşlanma, kanserler, enflamasyon ve nörolojik hastalıkların önlenmesinde etkisi bilinmektedir. 100 gram ceviz günlük E vitamini ihtiyacının %140'ını karşılar. E vitamini serbest radikallerin zararlı etkilerinden vücudu korur.

Diyabete karşı etkilidir:


Harvard Halk Sağlığı Okulu'nun yapmış olduğu bir çalışmaya göre günde 30 gram ceviz tüketen kadınların çok az ceviz yiyen ya da hiç tüketmeyenlere kıyasla diyabet gelişmesi riski %30 daha az bulunmuştur.

Beyin sağlığını korur:


Şekli itibariyle beyni andırması sebebiyle bazı kültürlerde beyin besini olarak tanımlanan ceviz gerçekten de anlama ve kavrama yeteneğini geliştirmektedir. Bu özelliğiyle yaşlılıkta bunama riskini azaltır, öğrencilikte okul, çalışma yaşamında ise iş performansını arttırır.

Ceviz ile sağlıklı saçlar:


Biotin (B7) özellikle saç bakım ürünlerinde bulunan bir vitamin. Ceviz de biotin (B7) vitamini açısından iyi bir kaynak. Ceviz bu özelliği ile saç sağlığını korumaya yardımcıdır. Biotin, saçların güçlendirilmesi, uzamasını sağlar ve saçların dökülmesinin engellenmesinde de rol oynar.

Zencefilin Faydaları Nelerdir?

Zencefilin Faydaları Nelerdir?


Zencefil, Asya ve özellikle Hint mutfaklarında sıklıkla kullanılan bir besin maddesidir. Öte yandan yine pek çok kültürde tıbbi amaçlı olarak yüzyıllardır kullanılmaktadır. Zencefil, bulantıya, iştah bozukluğuna, taşıt tutmasına ve ağrılara karşı çok uzun zamandan beri kullanılmaktadır.

Zencefil taze tüketilebileceği gibi, kurutulmuş olarak, toz halinde, zencefil suyu ya da yağı olarak da tüketilebilir. Zencefilin faydalarının geleneksel tıpta kullanıldığından çok daha geniş olduğu zencefil üzerinde yapılan bilimsel çalışmalarda görülmüştür. Bunlara göre zencefil aşağıdaki alanlarda sağlık üzerinde rol oynamaktadır.

Zencefilde bulunan fenolik bileşikler, mide bağırsak rahatsızlıkları azaltmaktadır, tükürük ve safra üretimini arttırarak mide ve bağırsaklardaki kasılmaları rahatlatır ve gıda geçişini kolaylaştırır.

Kanser tedavisi olanlarda sıklıkla görülen bulantıya karşı taze zencefil çiğnemek ya da zencefil çayı içmek iyi gelir. Aynı şekilde hamilelikte görülen sabah bulantıları ve kusmalara karşı da zencefil faydalıdır.

Georgia Üniversitesinin 74 gönüllü üzerinde yürüttüğü bir çalışmaya göre günlük alınan zencefil takviyesinin spora bağlı kas ağrılarını %25 oranında azaltmaktadır. Adet döngüsü sırasındaki ağrılara karşı da etkili olduğu belirlenmiştir. Zencefil kapsülü alan kadınların ağrılarında %83 iyileşme görülmüştür.

Zencefil yüzyıllardır iltihabı durumlarda ve inflamasyonun azaltılmasında kullanılmıştır.
Kanser Önleme Araştırma Dergisinde yayınlanan bir çalışmada zencefil kökü takviyesi verilen gönüllülerin kolon bölgesindeki inflamasyon göstergelerinde bir ay içinde anlamlı iyileşme görülmüştür. Kolondaki inflamasyonun azalması, kolon kanseri riskinin de azalmasına işaret olarak kabul edilmektedir. Zencefil tüketiminin osteoartrit ile ilişkili inflamasyonun azaltılmasında da etkili olabileceği klinik araştırmalarda görülmüştür.

Zencefilin faydalı olabildiği sağlık durumları arasında ayrıca şunlar bulunmaktadır:

  • Kanserden korunma,
  • Mide ekşimesi, asit reflü,
  • Bağışıklık sistemini güçlendirme,
  • Her türlü ağrı özellikle baş, diş, boğaz ve kas
  • Öksürük,
  • Sindirim sistemini düzenleme
  • Solunumu rahatlatma- astım hastalarında
  • Afrodizyak özellikleriyle libidoyu arttırma
  • Mide bulantısı,
  • İltihaplanma,
  • İltihaplanma ile ilişkili hastalıkların hepsi; artrit, obezite, diyabet, Alzheimer, kardiyovasküler hastalıklar ve bazı kanser türleri… 
Zencefil; gingeroller, beta karoten, kapsaisin, kafeik asit, kurkumin ve salisilat gibi anti inflamatuar ve antioksidan bileşiklerden çok zengindir. Ayrıca pek çok vitamin ve mineralden de çok zengindir. 100g. zencefilde bulunan besin ögeleri şunlardır.

Karbonhidrat - 17.77 g
Diyet Fiber - 2 gr
Protein - 1.82 g
Diyet Fiber - 2 gr
Şekerler - 1,7 g
Sodyum - 13 mg
B6 vitamini - 0.16 mg
Kalsiyum - 16 mg
Demir - 0.6 mg
C vitamini - 5 mg
Potasyum - 415 mg
Magnezyum - 43 mg
Fosfor - 34 mg
Çinko - 0,34 mg
Folat - 11 mcg
Riboflavin - 0.034 mg
Niasin - 0,75 mg
Demir - 0.6 mg
Uyarı: Kalp hastalığı ile ilgili ilaç kullananlar zencefil tüketimleri ile ilgili doktoru ile konuşmalıdır.

Omlet Kaç Kaloridir?

Omlet kahvaltılarda ya da diğer öğünlerde tercih edilebilen sağlıklı bir yemektir. Proteinden zengin olması onu hem sporcular hem de zayıflama amacıyla diyet yapanlar tarafından tercih edilir kılar. Büyüme çağındaki çocuklar için de hem besleyici hem de lezzeti bir yemek alternatifidir.

Omletin içinde kullanılan malzeme ve porsiyon miktarına göre kalorisi değişecektir. Birkaç örnekle durumu açıklamaya çalışalım:

Sade omlet:

2 yumurta, 1 çay kaşığı yağ ve 1 tutam tuz ile hazırlanmış sade omletin 160 kalorisi yumurtadan ve 50 kalorisi yağdan olmak üzere 210 kalori olacaktır. Eklediğiniz her fazladan bir çay kaşığı yağ, toplam kalori miktarını 50 kalori arttıracaktır. 

Peynirli omlet:

2 yumurta,  50 gr. peynir, 1 çay kaşığı yağ ve 1 tutam tuzdan oluşan peynirli omletin 160 kalorisi yumurtadan, 150-200 kalorisi peynirden (peynirin çeşidine göre) ve 50 kalorisi yağdan olmak üzere 360 ile 410 kalori arasında olacaktır. 

Menemen şeklinde omlet hazırladığınızda yani yukarıdaki omlete domates, biber, maydanoz ya da diğer yeşillikler eklediğinizde kalorisi en fazla 20-30  kalori artacaktır.

Ihlamurun Faydaları Nelerdir?

Ihlamurun faydaları ve yararları:


Ihlamur çok eski tarihlerden bu yana geleneksel olarak pek çok hastalığın tedavisinde kullanılmıştır. Ihlamur ile ilgili yapılan bilimsel çalışmalar da onun sağlık açısından pek çok faydası olduğunu ortaya koymuştur.

Ihlamur, serbest radikallerin vücutta yapabileceği tahribatların önlenmesine yardımcı olan antioksidan flavanoidlerden zengindir. İçeriğinde bulunan tanen adlı flavonoid boğaz ve bağırsaklardaki iltihabın azaltılmasına yardımcıdır. Yapılan bilimsel çalışmalara göre ıhlamur, kas kasılmaları ve spazmlarını önleyici özellik taşır. İdrar söktürücüdür. Sakinleştirici ve yatıştırıcı etkisi sebebiyle özellikle uyku sorunları olanlara fayda sağlar. Geleneksel olarak anksiyete ile ilgili sağlık sorunlarının tedavisinde kullanılmaktadır. Aynı şekilde hassas bağırsak sendromu gibi bağırsak hastalıklarının tedavisinde de geleneksel olarak kullanılır. Mide ve hazımsızlık sorunlarının giderilmesine yardımcı olur.

Ihlamur çayının terletici özelliği vardır. Vücut ısısının arttırılmasına yardımcı olması sebebiyle yüksek ısıda yaşayamayan virüs ve bakterilerin vücuttan atılmasında ve yine bu nedenler enfeksiyon hastalıklarının tedavisinde faydalıdır. Bronşit, öksürük, soğuk algınlığı ve boğaz tahrişi gibi alt ve üst solunum yolu hastalıklarının tedavisinde destek amaçlı kullanılmaktadır.

Ihlamur çiçeklerini sıcak suda 20 dakika demledikten sonra günde 3 kupa içilerek tüketilebilir.  Bilimsel çalışmalara göre herhangi bir yan etkisi bildirilmemekle birlikte bazı ilaçlarla etkileşime girebilir. Özellikle kalp hastalığı olan kişilere tavsiye edilmemektedir.

Ihlamurun cildi yumuşatma özelliği vardır. Daha yumuşak bir cilde sahip olmak istiyorsanız ıhlamur özlü sabunları denemelisiniz.

E Vitamininin Faydaları Nelerdir?

E Vitamini Nedir, Faydaları Nelerdir?

E vitamini 1920'lerde keşfedilen ve yağda çözünen bir vitamindir. İlk keşfedildiği yıllarda yapılan çalışmalarda E vitamininden yoksun beslenen farelerin üreme yeteneklerini kaybettikleri görülmüştü. 1960 lara kadar önemi tam olarak belirlenemeyen E vitaminini 1966’da “esansiyal” yani beslenme yoluyla alınması şart olan bir vitamin olarak kabul edildi.

E vitamini tokoferol ve tokotrienol olarak adlandırılan ve yağla eriyen bileşiklerden oluşur. Bu bileşiklerden insan sağlığı üzerinde en etkili olanı ise alfa tokoferoldür.

Yıllardır yapılan pek çok bilimsel çalışma, beslenme yoluyla alınması şart olan bu vitaminin sağlık üzerindeki etkilerini ortaya koymuştur. 

E vitamininin faydalarını ana başlıklar altında toplayarak özetlersek;

E vitamini antioksidan vitaminlerden biridir. Bu özelliği sayesinde hücre membranını serbest radikallerin zararlı etkilerinden korumaya yardımcı olur. Serbest radikallerin yarattığı oksidatif stresten korunmanız kalp hastalıkları ve kanserler gibi dejeneratif hastalıklara yakalanma riskinizi azaltır.

E vitamini bağışıklık sisteminizi güçlü tutar. Bağışıklık sistemi genel olarak tüm hastalıklarla mücadele etmenizi sağladığından E vitamini alımınızın yeterli olması önemlidir. E vitamini özellikle C vitamini ve selenyum minerali ile birlikte sağlıklı bir bağışıklık sisteminin vazgeçilmezidir.

Yapılan bilimsel çalışmalarda E vitaminini yetersizliğinin hem erkeklerde hem de kadınlarda kalp hastalıkları riskini arttırdığı görülmüştür.  Kötü kolesterol (LDL) ve total kolesterolün düşürülmesinde etkili olduğu bilinmektedir.

E vitamini göz sağlığınız üzerinde etkilidir. Özellikle yaşlanmaya bağlı oluşan katarakt ve makula dejenerasyonunun önlenmesine yardımcı olur. Gözlerde bulunan retinolün serbest radikallerin zararlı etkilerine karşı korunmasında E vitamini etkin rol oynar.

E vitamininin, alzheimer ve demans (bunama) gibi yaşlılarda görülen hastalıkların önlenmesi ve tedavisinde etkili olduğunu gösteren çalışmalar bulunmaktadır.  Hücre zarını oksidatif stresten koruyan E vitamini yaşlanmanın geciktirilmesinde etkilidir.

E vitamininin akciğer ve serviks kanserlerine karşı koruyucu olduğu bildirilmektedir. Ancak hiçbir vitamin ya da besin ögesinin tek başına sizi kanserden koruyacağı yanılgısına düşmeyin. Çünkü kanser oluşumu, yaşam tarzınız ve beslenmenize bağlı pek çok faktöre bağlıdır.

Yağlı çekirdekler ve tohumlar (ay çekirdeği, susam, badem vb.), buğday rüşeymi, yeşil yapraklı sebzeler, tahıllar ve yumurta iyi E vitamini kaynaklarıdır.

E vitamini ısı ile birlikte kolayca okside olur ve özelliğini kaybeder. Hem üretimleri sırasında hem de yemek yapım aşamasında ısıya maruz kalan ayçiçeği, mısır özü ve zeytinyağı gibi E vitamininden çok zengin olan yağlar bu sebeple E vitamininden fakirleşirler. Yemeklerinize yemek piştikten sonra yağ ekleyerek E vitatmini içeriğinden daha fazla faydalanabilirsiniz.

E vitamini içeren vitamin takviyelerinin biyoyararlılığı yani vücut tarafından kullanımı doğal besinlerdeki E vitamininden daha düşüktür. Bu sebeple E vitaminini doğal yollardan almayı tercih etmeniz daha uygun olacaktır.

Turpun Faydaları Nelerdir?

Turpun fayda ve yararları:


Çok eski çağlardan beri tüketilen ve şifa verici özellikleri sebebiyle geleneksel tıpta yüzyıllardır kullanılan bir sebze olan turpun faydaları hakkında toplumda bilgi eksikliği bulunmakta ve tüketimi beklenenin altında olmaktadır. Bu yazıda kırmızı turpun 10 önemli faydasını okuyacaksınız ve eminim ki bundan sonra turpa sofralarınızda daha fazla yer vereceksiniz.

1. Besinlerde bulunan antosiyaninler ve izotiyosiyanatların kanserlerin önlenmesi ve tedavisinde etkili olduğunu gösteren çok sayıda araştırma bulunmaktadır. Turp bu bileşiklerden zengin olması sebebiyle kanser önleyici bir sebzedir. Ayrıca Hindistan’da yapılan bir çalışmada turpun atoptoz yani kanserli hücreyi öldürme etkisi keşfedildi.  Lif içeriğinden de zengin olması sebebiyle turp özellikle kolorektal kanserle mücadeleye yardımcıdır.

2. Turp üst solunum yolu (sinüs) enfeksiyonları ve astım durumlarında dekonjestan etki gösterir. Bir başka ifadeyle burun tıkanıklığını açarak nefes alımını rahatlatır.

3. Turp içeriğindeki vitaminler, mineraller ve posa sayesinde kalp ve damar sağlığı için doğru bir besindir. Turp kolesterolün düşürülmesine, kan basıncının ve şekerinin düzenlenmesine yardımcı olarak kalp damar hastalıklarının yanı sıra diyabet riskini de azaltır ve bu hastalıkların iyileştirilmesinde rol oynar.

4. Yapılan bir kaç çalışma turpun idrar yollarında enfeksiyon oluşumunu önlediğini göstermektedir. İdrar söktürücü özelliği sayesinde böbrekleri temizler ve vücuttan toksin maddelerin atılmasını sağlar

5. Turp vücutta safra üretimini teşvik ederek safra kesesi ve karaciğer sağlığı üzerinde olumlu etki yaratır. Karaciğer sağlığı üzerinde faydalı olması sebebiyle sarılık tedavisine yardımcı olur.

6. Turp tüm bu olumlu özelliklerinin yanı sıra iyi bir C vitamini, folik asit, potasyum ve magnezyum kaynağıdır. İyi bir C vitamini kaynağı olması sebebiyle viral hastalıklarla mücadeleye yardımcıdır.

7. Lif içeriği sebebiyle de sindirim sisteminin sağlıklı çalışmasını sağlar ve kabızlığı giderir.

8.Turp doğal bir soğutucudur. Özellikle sıcak havalarda turp tüketerek vücut ısısının düşürülmesi sağlanabilir. Hastalığa bağlı ateşin düşürülmesinde de etkilidir.

9.Turp antipruritik etkilidir. Bu özelliğiyle cilt kaşıntılarının giderilmesine yardımcıdır. Turp suyu, böcek ısırığı ve arı sokması durumlarında cilde dışarıdan sürülerek kaşıntı ve ağrının azaltılmasına yardımcı olur.

10. Su ve lif içeriği zengin ve düşük kalorisi sebebiyle diyet programlarında da yer verilen bir sebzedir turp. Kilo vermeye çalışıyorsanız beslenme düzeniniz içinde yağ, şeker ve karbonhidrat içermeyen turpa yer vermelisiniz.

Badem Yağının Cilde ve Saçlara Faydaları

Badem Yağının Cilde ve Saçlara Faydaları:

Badem yağı kurutulmuş bademin soğuk olarak preslenmesi ile elde edilir. Badem yağı iyi bir cilt bakım ürünüdür çünkü cilt sağlığına olumlu etkileri olan A, B ve E gibi vitaminler ile oleik ve linolenik asitten zengindir. Genellikle cilt bakım ürünü olarak kullanılsa da bazı cilt hastalıklarında medikal amaçlı olarak ta kullanılmaktadır. Badem yağından hangi durumlarda fayda sağlayabileceğinizi öğrenmek istiyorsanız aşağıdaki önerileri okumanızı tavsiye ederim.

Badem yağı iyi bir nemlendiricidir:
Badem yağı iyi bir nemlendiricidir. Yüksek yağlandırma kapasitesiyle özellikle kurumuş ciltlerin nemlendirilmesine yardımcı olur.

Cilt alerjileri ve iltihapları:
Badem yağı cilt alerjileri ve iltihaplarında yatıştırıcı ve tedavi edici etki gösterir. Küçük yaralar, deri çatlakları ve cilt enfeksiyonları badem yağı kullanılarak tedavi edilebilir.

Yağlandırma özelliği:
Badem yağı masaj salonlarında en çok kullanılan yağlardan biridir. Az kokulu olmasının yanı sıra cildi yumuşatması ve cildin normal pH seviyesine geri döndürülmesine yardımcı olması badem yağının masajda tercih edilmesine neden olur.

Göz altı morlukları ve halkaları:
Badem yağı gözaltı morlukları ve halkalarına karşı etkilidir. Yapmanız gereken badem yağı ile balı karıştırarak sorunlu bölgeye uygulamanız.

Kırışıklıklar:
Badem yağındaki antioksidan bileşikler cildin kırışmasının geciktirilmesine yardımcı olur. Kırışıklıklarınızı azaltmak için kırışık oluşan cildinize haftada 2 kez badem yağı sürebilirsiniz ya da daha hızlı sonuç almak için daha sık ta uygulanabilir. Cildinizin daha genç ve sağlıklı görüneceğinden emin olabilirsiniz.

Güneşten korunma:
Güneşin zararlı ultraviyole ışınlarına fazlaca maruz kalmak cildin kırışmasına, güneş yanığına, yaşlanmaya ve cilt kanserlerine neden olabilmektedir. Badem yağının güneşin cilt üzerindeki zararlı etkilerine karşı faydalı olduğu bilinmektedir.

Sivilce:
Badem yağındaki yağ asitlerinin akne oluşumunu engelleyici ve tedavi edici özellikleri bulunmaktadır. Gece yatmadan önce elinizi ve yüzünüzü yıkadıktan sonra bir miktar badem yağını yüzünüze sürerek uygulamanız sivilcelerinizden kurtulmanıza yardımcı olur.

Ölü deriler:
Badem yağı iyi bir nemlendirici olmasının yanı sıra bir fırça ile cilde uygulandığında ölü cildin temizlenmesine ve cilt hücrelerinin yenilenmesine yardımcı olur.

Saçlar:

Badem yağının sağları güçlendirdiği ve saçlara parlaklık verdiği bilinmektedir. Ayrıca saçların uzamasını sağlar, saç kırılmalarını ve dökülmelerini engeller. Saçlarınızın sağlıklı görünüme kavuşması için badem yağını düzenli olarak saçınıza masaj yaparak uygulamalı ve saçlarınızı 20-30 dakika sonra durulamalısınız.

Kabızlığa Ne İyi Gelir? Kabızlığa İyi Gelen Besinler Nelerdir?

Kabızlığa ne iyi gelir? Kabızlığa iyi gelen besinler nelerdir?

Kabızlığın temel nedeni yeterli diyet lifi alınmamasıdır. Besinlerde bulunan lifler dışkının yumuşamasına ve hacim kazanmasına yardımcı olur. Günlük beslenmede alınması önerilen lif miktarı 25-35 gram kadardır ancak çoğu insan bu miktarı karşılayacak kadar lifli besin tüketmemektedir. Uzmanlar kabızlık durumunda lifli besin tüketiminin arttırılması gerektiğini belirtmekle birlikte lif alımının küçük porsiyonlar şeklinde olması gerektiğini belirtmektedir. Aksi durumda şişkinlik kramp ve gaz sorunlarıyla karşılaşılabilir.

Kabızlığa Ne İyi Gelir:

Lif tüketimini arttırmak için kuru baklagiller, tam tahıllar, sebzeler, meyveler, yağlı tohumlar ve çekirdeklerden oluşan bir beslenme modeli idealdir. Örneğin fasulye, barbunya, mercimek, enginar, keten tohumu, tam tahıllı ekmek, kuru kayısı, kuru erik, elma , armut, patlamış mısır, ceviz lif içeriği zengin besinlerden bazılarıdır.

Lifli besinlerle birlikte alınan sıvılar bağırsak hareketlerinin arttırılmasına, dışkılamanın rahatlamasına yardımcı olur. Bu sebeple sıvı alımının arttırılması önemlidir. Su en idealidir. Meyve suları ve bitki çayları da tercih edilebilir. Kafein içeren çay ve kahve tüketiminin sınırlandırılması gerekir. Çünkü kafein diüretik etkilidir ve vücuttan su atımına neden olur.

Yapılan bazı çalışmalar yetersiz magnezyum alımının kabızlığa neden olabileceğini göstermiştir. Örneğin 2007 yılında 3835 kadınla yapılan ve Avrupa Klinik Beslenme Dergisinde yayınlanan araştırmaya göre kabızlığa en fazla rastlanan kadınlar magnezyum düzeyi en düşük olanlar. Bu veriler ışığında badem, ıspanak ve yer fıstığı gibi iyi magnezyum kaynaklarını daha fazla tüketmek de kabızlığın iyileştirilmesine yardımcı olacaktır.

Et ve diğer hayvansal ürünlerin tüketimini sınırlandırmak ile  spor ve egzersiz yapmak kabızlığın giderilmesine yardımcı olacak diğer beslenme ve yaşam şekli önerileridir.

Kahvaltının Önemi ve Faydaları Nelerdir?

Kahvaltının Önemi ve Faydaları Nelerdir?

Pek çoğumuz işlerimize ya da okullarımıza yetişme telaşı içerisinde kahvaltı öğününü yapmadan kendimizi sokaklara atarız ve dışarıda bir poğaça ya da simit ile bu öğünü geçiştirir ya da hiçbir şey yemeden güne başlarız.

Araştırmalara göre her 4 kişiden biri düzenli kahvaltı yapmıyor ve her 6 kişiden biri ise hiç kahvaltı yapmıyor. Oysa ki yine araştırmalar göre kahvaltı günün en önemli öğünü… Uzmanlara göre kahvaltı yapmak başta obezite olmak üzere tansiyon, kalp hastalıkları, yüksek kolesterol ve diyabet gibi pek çok sağlık probleminin önlenmesine yardımcı oluyor.

Kahvaltının Faydaları:

1. Kahvaltı yapmak vücudun enerji depolarının dolmasına ve kan şekerinin düzenlenmesinde önemli bir rol oynuyor. Güne zinde başlamanın yolu kahvaltı yapmaktan geçiyor. Uzmanlar günlük enerjinin en az %25’inin kahvaltıdan gelmesi gerektiğini söylüyor.

2. Araştırmalara göre kahvaltı yapmak hafızayı, konsantrasyonu ve diğer mental durumların güçlendirilmesini sağlıyor. Kahvaltı yapan çocukların kahvaltı yapmayanlara kıyasla daha başarılı olduklarını gösteren bilimsel çalışmalar mevcut. Aynı durum çalışanlar için de geçerli.

3. Kahvaltı yapanlar güne daha mutlu başlıyorlar. Çünkü enerjisiz olarak güne başlamak strese ve dolayısıyla mutsuzluğa neden oluyor.

4. Kahvaltı yapanlarda obezite görülme sıklığı daha düşük. Formunu korumak isteyenlerin kahvaltıyı atlamamaları özellikle belirtiliyor. Kahvaltı yapmayan kişilerin tatlı ve abur cuburlara eğilimi daha fazla oluyor.

Kahvaltı yapmak yukarıda saydığım faydalar açısından önemli ancak kahvaltının içeriği de en az onun kadar önemli. Kahvaltının vücuda enerji vermek dışında vücudun işleyişi için gerekli olan diğer besin ögelerini de sağlaması gerekiyor. Protein, karbonhidrat ve yağ içeriği dengeli; vitamin ve minerallerden zengin bir kahvaltı ideal olanı. Yani peynir, yumurta ve süt gibi protein kaynaklarından en az biri olmalı. Aynı şekilde vitamin, mineral ve posa alımı için sebze ya da meyveden en az biri bulundurulmalı. Karbonhidrat seçimi ise tahıllı ekmek gibi kompleks karbonhidratlardan olmalı.

Siz siz olun sizi güne fiziksel ve zihinsel olarak hazır hale getirecek kahvaltı öğününü atlamayın.

Kestanenin Faydaları Nelerdir?

Kestanenin Faydaları ve Yararları:

Bilimsel adı Castanea Sativa olan ve devasa kestane ağaçlarının meyvesi olan kestane, kış aylarının vazgeçilmezi. Hiçbir yiyeceğe benzemeyen harika tadının yanı sıra besin değerleri açısından da sağlık açısından faydalı bir yiyecek.

Kestane, kendisine yakın besinler olarak kabul edebileceğimiz ceviz, badem ve fındık gibi yağlı tohumlardan çok daha düşük kalorilidir. 100 gram kestane yediğinizde sadece 200 kalori alırken, yağlı tohumlar 500-600 kalori verirler. Yağ oranı çok düşüktür ancak vitamin ve mineral değeri yüksek bir besindir.

100 gram kestane 8 gram lif içerir ki bu günlük önerilen lif alım miktarının yaklaşık %30’udur. Lifli besinler kan kolesterol ve kan şekeri seviyelerinin düşürülmesine yardımcıdır. Besinlerdeki kolesterolün bağırsaklarda emilimini sınırlarlar. Bağırsakların düzenli çalışmasına yardımcı olarak kabızlığı önler.

Kestanenin şaşırtıcı özelliklerinden biri C vitamini içeriğidir. 100 gram kestane yediğinizde günlük C vitamini ihtiyacınızın yaklaşık %75’ini karşılayabilirsiniz. Güçlü bir antioksidan olarak serbest radikallerin vücuttan atılmasına yardımcı olan C vitamini bağışıklığı güçlendirerek enfeksiyonlarla mücadelede de vücudun temel destekcisidir.

Folik asit açısından yeşil yapraklı sebzeler en iyi kaynaklar olarak bilinirler ancak kestane bu açıdan onlardan geri kalmayan bir besin. 100 gram kestane günlük folik asit (folat) ihtiyacının %15’ini karşılar. Folat, DNA sentezinde rol alır ve bebeğin sağlıklı bir şekilde dünyaya gelmesi için hamilelerin alımına en çok dikkat etmesi gereken besin ögesidir.

Kestane en iyi potasyum kaynaklarından biri olarak kabul edilen muzdan neredeyse 2 kat fazla potasyum içerir. 100 gramında 518mg potasyum bulunur. Potasyum kan basıncının düzenlenmesinde görev alır. Yeterli potasyum alımı sodyumun hipertansiyon yapma etkisini dengeler.

Kestane, tiamin, niasin, pridoksin ve riboflavin gibi B grubu vitaminlerden oldukça zengindir. B grubu vitaminler kırmızı kan hücrelerinin yapımında, protein, karbonhidrat ve yağların enerjiye dönüştürülmesinde, beyin fonksiyonlarının güçlendirilmesinde rol oynarlar.


Sonuç olarak kestane düşük kalorisi, besleyici ve sağlığı koruyucu özellikleriyle beslenme düzeni içerisinde yer verilmesi gereken bir besindir.

Papatya Çayının Faydaları

Papatya Çayının Faydaları:

1. Papatya çayı kasları gevşetir. Rahim kaslarını rahatlatarak adet kramplarını hafifletir. Genel olarak kas spazmlarını rahatlatıcı etkisi sebebiyle stresli bir günün sonunda papatya çayı içmek iyi bir seçim olacaktır.

2. Antibakteriyel özelliklere sahip olan papatya, bağışıklık gücünün arttırılmasına yardımcı olur. Soğuk algınlığı ve öksürüğün tedavisinde iyileşme sürecine olumlu etki eder.

3. Papatya çayı kan şekeri seviyelerinin korunmasına ve diyabet belirtilerinin kontrolüne katkı sağlar. Diyabet hastalarının papatya çayının kullanımı ve dozu konusunda doktorlarına danışmaları gerekmektedir.

4. Gaz oluşumunu azaltır, mide ekşimesinin ve hassas bağırsak sendromunun giderilmesine yardımcı olur.

5. Küçük poşetler halinde ya da buz haline getirilmiş papatya çayı göz altı morluklarını ve şişliklerini alır.

6. Papatya çayının migren ağrılarından kurtulmaya yardımcı olduğu belirtilmektedir.

7. Uyku problemleri olanlar papatya çayı içerek daha rahat ve kaliteli uyuma sağlayabilirler.

8. Papatyanın antioksidan özellikleri cildin yaşlanmasını geciktirmeye yardımcı olur.

9. Papatya çayı cildin sağlıklı ve parlak görünmesine katkı sağlar. Cilt tahrişine ve güneş yanığına karşı etkilidir.

10. Saçları durularken kullanılan papatya çayı saçlara parlaklık verir. Kepeğin önlenmesinde ve giderilmesinde son derece etkilidir.

11. Papatya ağız sağlığınızı korur. Diş ve dişeti hastalıklarının önlenmesinde,  ağız içi iltihap ve apselerin iyileştirilmesinde ve boğaz ağrılarının giderilmesinde etkilidir.

12. Gastrit ve ülser tedavisine yardımcı olur, mide kasılmalarını azaltır. Reflü yanmalarını giderir.

Havuç Suyunun Faydaları Nelerdir?

Havuç Suyunun Faydaları ve Yararları:

Bir kök bitki olan havuç turuncu rengi ve tatlımsı tadıyla suyundan en çok yararlanılan sebzelerin başında gelir.  Kış ayları başta olmak üzere her mevsimde ucuzdur  ve rahatlıkla bulunabilir. Havuç suyundan 200 ml’lik bir bardak tükettiğinizde 200 kalori alırsınız ve buna karşılık sağlığınıza olumlu etkisi olan pek çok faydasından yararlanırsınız. İşte havuç suyunun sağlık üzerindeki etkileri:

1. İçeriğindeki sindirilebilen lifler sayesinde sindirim organlarının sağlıklı çalışmasını sağlar. Bağırsakların işleyişini düzenler. Havuç suyunun lif ve potasyum içeriği kolesterolün ve tansiyonun düşürülmesinde etkilidir.

2. Havucun gözler için çok iyi bir besin olduğunu duymuşuzdur ancak genellikle bunun nedeni hakkında yeterli bilgiye sahip değilizdir. Havuç suyunun lutein ve betakaroten içeriği çok zengindir.  Karaciğerimiz betakaroteni A vitaminine çevirir. Gözlerin retina bölgesinde konsantre olarak bulunan A vitamini ve lutein göz sağlığını korur ve  özellikle gece görmeyi sağlar.

3. Havuç suyu  kemik sağlığını koruyarak osteoporoz (kemik erimesi) riskini azaltır.

4. Havuçta etkin olarak bulunan  karotenoidlerin pek çok kanserin önlenmesi ve tedavisinde etkili olduğunu gösteren çalışmalar bulunmaktadır.  Havuç suyunun göğüs, prostat, kolon, rahim ve akciğer kanserleri  riskinin azaltılmasında rol oynadığı bildirilmektedir.

5. Havuç suyu aynı zamanda E vitamini de içerir ki bu vitamin antioksidandır ve kanserlerden korunmaya yardımcıdır.

6. Araştırmacılar havuç suyunun kan şekerinin düzenlenmesinde etkili olduğu görüşündedir. Bunun nedeni olarak yine yüksek miktarda bulunan karotenoidler gösterilmektedir.

7. A vitamini eksikliğinin saçlarda, tırnaklarda ve ciltte kurumaya neden olduğu bilinmektedir. A vitamini deposu olan havuç suyu cildinize saçlarınıza ve tırnaklarınıza parlaklık ve sağlık kazandırır.

8. Havuç suyu karaciğerin temizlenmesini sağlar. Safra kesesi ve karaciğer enzimlerinin çalışmasını düzenlemeye yardımcıdır.

Havuç suyunun fazla tüketilmesi ciltte turunculaşmaya neden olabilir. Ayrıca diyabet hastaları fazla tükettikleri havuç suyunun şeker içeriğinden olumsuz etkilenmemek için doktorlarından tüketebilecekleri miktarı öğrenmeleri gerekmektedir. Bağlantıdaki Havucun Faydaları hakkındaki yazımızı da okumanızı öneririz. 

Pilav Kaç Kaloridir?

Pilav Kaç Kalori?

Pirinç pilavının kalorisi tüketilen porsiyonun büyüklüğü ve hazırlanırken kullanılan yağ miktarına göre değişiklik gösterecektir. Bunu örneklerle açıklayalım.

100 gramlık küçük bir bir porsiyon yağsız pilav 130 kaloridir.

186 gramdan oluşan ve hem gözü hem de mideyi doyuran bir porsiyon yağsız pilavın kalorisi ise 242’ye çıkar. Bunlar pişirme sırasında yağ kullanılmaması durumundaki pilavın kalorileri, dikkat.

Peki yağ kullanıldığında durum ne olur?

Örneğin 1 yemek kaşığı sıvı yağ 13.5 gramdır ve 119 kaloridir.

Ya da 1 yemek kaşığı tereyağ 14.2 gramdır ve 102 kaloridir.

1 yemek kaşığı tereyağ ile hazırlanmış 100 gramlık küçük porsiyon pilavın kalorisi 232'ye, 

Aynı miktardaki 186 gramlık büyük porsiyon pilavın kalorisi ise 344’e çıkar.

Sodyumun Faydaları ve Zararları

Sodyum Mineralinin Faydaları, Zararları, Görevleri, Eksikliği ve Fazlalığı:

Sodyum, potasyum ile birlikte hücre içi ve hücreler arası sıvı ve elektrolik dengesinin korunmasına yardımcı olur. Besinlerin hücre zarlarından geçişine yardımcı olarak hücrelerin beslenmesinde rol alır. Tüm vücut kaslarının kasılma işlevinde görev alır. Vücudun asit-baz dengesinin korunmasında ve sinir fonksiyonlarının sağlıklı bir şekilde çalışmasında rol oynar.

Böbrek yetersizliği ile uzun süreli kusma ve ishal durumları dışında eksikliği pek görülmez. Eksikliğinde mide bulantısı, baş dönmesi, halsizlik, tansiyon düşüklüğü, konsantrasyon bozukluğu ve kas krampları görülebilir. Terleme yoluyla da kayba uğradığından özellikle sıcak havalarda yeterli tuz tüketimiyle sodyum alımı sağlanmalıdır.

Aşırı tuz tüketimi sodyum fazlalığına neden olur. Ayrıca bazı böbrek rahatsızlıkları vücuttan sodyum atımını azaltabilir. Bu durumlarda vücut suyu tutar, ödem oluşabilir ve tansiyon yükselir. Sodyum fazlalığı potasyum kaybına da neden olur ve sodyum-potasyum dengesinin korunması için potasyum alımı arttırılmalıdır. Aşırı sodyum alımı inmeler ve yüksek kan basıncının en önemli nedenleridir. Fazla tuz tüketiminin günümüzün önemli sağlık sorunlarından olan mide kanseri, obezite, kemik erimesi ve böbrek hastalıklarıyla yakından ilişkili olduğu belirlenmiştir.

Besinlerin doğal yapısında bulunan sodyuma ilaveten yemeklere eklenen fazla miktardaki tuz ve sodyum içeren hazır besinlerin tüketimindeki artış sebebiyle pek çok kişi ihtiyacından fazla sodyum tüketir. Ülkemizde yapılan SalTurk adlı araştırma ile Türkiye’de kişi başına tüketilen günlük tuz miktarının 18 gram olduğu belirlenmiştir. Bu sonuca göre ülkemizde kişi başına tüketilen sodyum miktarı 7200mg’dir. Dünya Sağlık Örgütü’nü önerdiği günlük tuz miktarı 5 gram ve sodyum miktarı 2000mg’dir. Bu veriler ışığında tüketmemiz gerekenden en az 3 kat daha fazla tuz ve sodyum aldığımızı söyleyebiliriz.


Besinlerin doğal yapısındaki sodyum miktarları insan sağlığı açısından sorun teşkil etmez. Balıklar ve diğer deniz ürünleri ile yağlı tohumlar sodyum açısından zengin kaynaklardır. Tuz tüketimini ve sodyum içeriği zengin besinlerin tüketimini azaltmak ise sağlığınız adına atacağınız doğru bir adım olacaktır.  

Kefirin Faydaları Nelerdir?

Kefirin Faydaları Nelerdir?

Kefir batı dünyası için yeni ama bizim için çok eksi bir içecektir. Türklerin dünyaya tanıttığı kefir hem geleneksel tıp açısından hem de bilimsel çalışmalarla ispatlanmış faydalarıyla  "mucize" besinlerden biridir. Yoğurt, peynir, süt gibi diğer süt ürünlerine kıyasla daha az tüketilir oysaki içeriğindeki yararlı bakteriler, vitaminler, mineraller, esansiyel amino asitler, enzimler ve diğer besin ögeleriyle insan sağlığı için sayısız faydalar sağlar. Kefir; kalsiyum, fosfor, magnezyum, A, C, D  ve K vitaminleri, biotin ve triptofandan çok zengindir.

Tıp biliminin atası kabul edilen Hipokrat “tüm hastalıklar bağırsakta başlar” demiş ve modern tıp kapsamında yapılan çalışmalar bu önermenin doğruluğunu ispatlamıştır. Gerçekten de bağırsak sağlığı bütün vücut sistemleri üzerinde etkilidir. 

Bağırsaklarımızda sürekli  devam eden bir savaş vardır. Bu savaş faydalı ve zararlı bakteriler arasındadır. Bağırsak sağlığının korunabilmesi için bu savaşı yararlı bakterilerin kazanması gerekir. Faydalı bakterilerin sayısını arttırmak için yapabileceğimiz tek şey prebiyotik ve probiyotiklerden zengin beslenmektir ve kefir içeriğindeki yararlı mikroorganizmalar sebebiyle bağırsak sağlığı için en etkili besindir.   

Kefirin bağırsak dostu bir besin olmasının yanı sıra sağlık üzerinde olumlu etki gösteren daha pek çok faydası bulunmakta . İşte size kefirin faydaları ve yararlarına ilişkin 61 maddelik uzun bir liste:

1.Kefir tüm alerjilere karşı doğal bir savaşçıdır.
2.Yan etkisi bulunmayan doğal bir antibiyotiktir.
3.Karaciğer hastalıklarının tedavisine yardımcı olur.
4.Safra kesesi taşlarını eritir.
5.Radyoaktif maddelerin, ağır metallerin ve alkolün zararlı etkilerine karşı vücudu korur.
6.Kimyasal antibiyotiklerin bağırsak sistemi üzerindeki zararlı etkilerini giderir.
7.Böbrek taşı tedavisinde etkilidir.
8.İçeriğindeki yararlı bakteriler patojenik mikroorganizmalardan vücudu arındırır.
9.Kötü kolesterol (LDL) seviyesini düşürür.
10.Gastrointestinal sitemi temizler.
11.Hassas bağırsak sendromunu tedavi eder.
12.Gastriti tedavi eder.
13.Pankreatitin tedavisinde etkilidir.
14.Ülser tedavisine yardımcıdır.
15.Kolon kanserine karşı koruyucu ve tedavi edicidir.
16.Sindirim sitemini güçlendirir.
17.Vücut fonksiyonlarını geliştirir.
18.Bağışıklık sistemini güçlendirir.
19.Kandida türü mantarların tedavisinde etkilidir.
20.Yüksek tansiyonu düşürür.
21.Kanser hücrelerinin gelişimini önler.
22.Grip ve soğuk algınlığında iyileşme sürecini hızlandırır.
23.Sedef hastalığının tedavisine yardımcı olur.
24.Egzema tedavisinde etkilidir.
25.Enflamatuar hastalıkların tedavisinde rol oynar.
26.Tümör gelişimini yavaşlatır ve hatta tümörleri küçültür.
27.Kalp hastalıklarının tedavilerine yardımcı olur.
28.Kan damarlarındaki kalsinasyonu önler.
29.Kan damarlarını temizler.
30.Vücudun enerji seviyesini yükseltir. İyi hissetmenizi sağlar.
31.Akciğer enfeksiyonlarını temizler.
32.Metabolizmanın normal işleyişine dönmesini sağlayarak kilo vermeye yerdımcı olur.
33.Akne ve sivilce tedavisine yardımcıdır.
34.Antioksidan özelliği sayesinde yaşlanmayı geciktirir.
35.Saçları besler.
36.Diş eti hastalıklarının tedavisinde etkilidir.
37.İlaçların yan etkilerini azaltır.
38.Kan basıncını düzenler
39.Kan şekerini düşürür.
40.İshali tedavi eder.
41.Kabızlığı giderir.
42.Bağırsak hareketlerinin düzenlenmesini sağlar.
43.Stresi azaltır. Anksiyete ve depresyon tedavisinde etkilidir.
44.Uyku bozukluklarını giderir.
45.Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu tedavisinde rol oynar.
46.Beyin fonksiyonlarını güçlendirerek hafıza, dikkat ve refleksi geliştirir.
47.Şişkinliği azaltır.
48.Vajinal kokuları giderir.
49.Kırışıklıkları giderir.
50.Romatizma tedavisine yardımcı olur.
51.Gut hastalığının tedavisinde rol oynar.
52.Kolit tedavisinde etkilidir.
53.Migren ağrılarını hafifletir.
54.Vücudun detoksifikasyonunu sağlar.
55.Tüberküloz tedavisine yardımcı olur.
56.Mide kramplarını önler.
57.Karaciğer enfeksiyonlarına karşı etkilidir. Hepatit tedavisinde rol oynar.
58.Anemi tedavisinde etkilidir.
59.Astım tedavisinde rol oynar.
60.Bronşitin tedavisine yardımcıdır.

61.Metastazı önler.

UYARI

Faydalar.blogspot.com'da yer alan bilgiler bilimsel çalışmalar ve geleneksel tedavi yöntemlerinden derlenmekle birlikte herhangi bir hastalığı tanı, tedavi, bakım ve önlenme amacı taşımamaktadır. Buradaki bilgiler doktora danışılmadan kullanılmamalıdır. Okuduğunuz içerikler ile ilgili bilgi, deneyim ya da sorularınızı yazıların altnda bulunan yorum bölümüne yazarak katkıda bulunmanızdan mutluluk duyarız.