Domatesin Faydaları Nelerdir?

Domatesin faydaları nelerdir?


Amerika kıtası orijinli olan domates önceleri zehirli olduğu düşünülen ve bu sebeple tüketmekten kaçınılan ve ancak son 200 yılda dünyada yaygın olarak kullanılmaya başlanan bir besindir. Domatesin tarihi bu kadar kısa olmakla birlikte dünya mutfaklarında olduğu gibi ülkemizde de en popüler sebzelerden biridir.  Hemen her yemeğin içine lezzet versin diye ya domates ya da domates salçasını ekleriz. Salataların da vazgeçilmezidir domates.  Domatesi vazgeçilmez kılan lezzetinin yanı sıra zengin besinsel içeriği ile sağlıklı beslenme ve yaşamın önemli bir parçasını oluşturur. Domates ve domates ürünlerinin tüketimi pek çok hastalığa karşı koruma kalkanı oluşturmanıza yardımcı olur.

Domatesin yararları:


100 gram domates sadece 18 kalorilik enerji değeri ile ideal bir diyet yiyecektir. Diğer yandan içeriğinde bol miktarda bulundurduğu vitaminler, mineraller ve organik asitlerle tıbbi değeri en yüksek besinlerden biridir domates. Domates A ve C vitaminleri, folik asit, alfa lipoik asit, likopen, lutein ve kolin gibi insan sağlığı için son derece önemli olan besin ögelerinden çok zengindir. Bilimsel çalışmalarda domates tüketiminin hangi hastalıklarda etkili olduğuna ilişkin önemli veriler elde edilmiştir. Bu çalışmalarda sağlanan veriler ışığında domatesin olası faydaları şunlardır:

Kanser: Domates, içeriğindeki C vitamini ve diğer antioksidan bileşikler ile serbest radikallerin zararlı etkilerinden vücudu korumaktadır. Serbest radikallerin en belirgin zararlı etkisi kanser hücrelerine neden olmasıdır.

Pek çok araştırmada domatese de kırmızı rengini veren likopen adlı bileşiğin özellikle prostat kanserine karşı etkili olduğu belirlenmiştir. Yapılan çalışmalarda likopen için en iyi kaynakların başında gelen domates ve domates ürünleri tüketiminin prostat kanseri riskini azalttığı ortaya konmuştur.

Japonya’da yapılan bir çalışmada beta karotenden zengin beslenmenin kolorektal kanser riskini azalttığı gösterilmiştir. Lifli besinlerin de bu kanser türüne karşı koruyucu etkisi bulunmaktadır. Domates beta karoten ve lif içeriği ile bu kanser türüne karşı koruyucu bir etkiye sahiptir.  

Domatesten zengin bir diyetin akciğer ve mide kanserlerine karşı da faydalı olduğunu gösteren dar kapsamlı araştırmalar bulunmaktadır. 
Domates depresyon riskini azaltır
Kalp hastalıkları: Domateste lif, potasyum, C vitamini ve kolin iyi miktarlarda bulunur ki bu besin bileşiklerinin hepsi kalp hastalıklarına karşı etkilidir. Uzmanlar sodyum tüketiminin azaltılıp potasyum tüketiminin arttırılmasının kalp hastalıklarından korunmadaki önemini sürekli vurgulamaktadır. Bir çalışmada günde 4000 mg potasyum alanlar ile 1000 mg potasyum alanlar kıyaslanmış ve fazla potasyum alanlarda kalp kası hastalıkları riskinin %49 azaldığı belirlenmiştir.

Potasyum tüketiminin aynı zamanda felç ve yüksek tansiyon riskini azalttığı, kas kaybına karşı koruma sağladığı, kemikleri koruduğu ve böbrek taşı riskini azalttığı yönünde veriler bulunmaktadır.

Cilt sağlığı: Yüksek C vitamini içeriği ile domates kolajen üretimine katkıda bulunarak güneş ve kirliliğe bağlı ciltte oluşan hasarlara karşı koruma sağlar.

Depresyon: Japon araştırmacılar tarafından yürütülen bir çalışmada domatesin depresyona kaşı etkili olduğu belirlenmiştir. Haftada 2-6 kez domates ve domates ürünleri tüketenleri haftada 1 ve daha az tketenlere kıyasla depresyon riski %46 daha az bulunmuştur. Her gün domates tüketenlerde ise risk %52 azalmaktadır. Domatesin depresyona karşı faydalı olmasının nedeninin içeriğindeki likopen olduğu bildirilmiştir.

Domatesin diğer faydaları:
  • Bağışıklık sistemini güçlendirir.
  • İyi kolesterolü yükseltir ve kötü kolesterolü düşürür.
  • Damar sertliğini önler.
  • Kabızlığı giderir.
  • Hamilelikte faydalıdır.
  • Yüksek tansiyon riskini azaltır.
  • Cildi korur ve güzelleştirir.
  • Kanser riskini azaltır.
  • Katarakt riskini azaltır.
  • Kalbi korur.
  • Kemikleri güçlendirir.
  • Bebeklerde doğumsal kusurların önlenmesine yardımcı olur.
  • Vücutta üre miktarını azaltır.
  • Yaşlanmayı geciktirir.
  • Diyabet hastalarında insulin, lipit ve kan şekeri düzeylerinde iyileşmeye yardımcı olur.
  • Böbrek ve safra taşlarının oluşumunu önler.
  • Erkeklerde sperm kalitesini arttırır.
  • Kadınlarda doğurganlığı arttırır ve düşür riskini azaltır.
  • Domates tüketimi yağ yakma hızını arttıran kartinin amino asitinin üretimini teşvik eder.
İpucu: Domatesin içindeki en etkili bileşiklerden biri olan likopenin vücut tarafından daha iyi emilebilmesi ve likopenin faydalarından daha fazla yararlanmak için domatesin yağ ile birlikte ve pişirilerek tüketilmesi önerilmektedir.  

Çileğin Faydaları Nelerdir?

Çileğin faydaları nelerdir?

İlkbahar ile birlikte raflarda yerini almaya başlayan çilek lezzetinin yanı sıra sağlığa faydaları ile de vazgeçilmez meyvelerden biridir. Doğal olarak yetişen ve yetiştiriciliği yapılan 600 farklı türü bulunan çileğin antik çağlardan beri geleneksel tıpta tedavi amaçlı kullanıldığı bilinmektedir. Tüm meyve ve sebzeler arasında antioksidan kapasitesi ile ilk 10 a giren çileğin faydaları arasında kalp hastalıkları, kanser ve yüksek tansiyon gibi çok önemli hastalıklar bulunmaktadır.  Pek çok araştırmaya konu olan çilek tüketiminin diyabet, depresyon, astım, alerji ve kabızlığa iyi geldiği de belirlenmiştir.

1 porsiyon (166gr.) çilek yediğinizde aşağıdaki besin ögelerinden belirtilen miktarlarda yararlanmış olursunuz.

Çileğin besin değerleri:


50 kalori
1 gram protein
11.65 gram karbonhidrat
3.81 gram lif
0.63 mg demir
16.60 mg magnezyum
31.54 gram fosfor
44.82 gram potasyum
1.16 gram selenyum
94.12 mg C vitamini
29.38 mg folat
44.02 IU A vitamini

Bunlarla birlikte bazı kanser türlerine karşı etkili olduğu belirlenen antioksidan özellikteki fitokimyasallardan antosiyanin, ellajik asit, kuersetin ve kaempferol açısından da oldukça zengin bir besindir çilek.

Çileğin Faydaları


Beslenmede sebze ve meyvelerden yeteri kadar yararlanmak pek çok hastalığın gelişimini önlemede etkilidir. Çilek de bu gruptaki besinlerden biri olarak sağlıklı beslenmenin önemli bir parçasını oluşturur.

Kalp hastalıkları:


Norveç ve İngiltere’de ortak yürütülen bir çalışmaya göre çilek ve diğer dutsu meyvelerde bulunan antosiyaninden zengin beslenen kadınlarda kalp hastalıkları riski %32 azalmaktadır. Harvard Üniversitesi’nin bir çalışmasında ise haftada 3 porsiyon çilek tüketiminin kalp hastalıkları riskini azalttığı belirlenmiştir.

Çilekte bulunan bir diğer flavonoid olan kuersetinin ateroskeleroz ya da halk diliyle damar sertleşmesini önlediğini gösteren hayvan deneyleri bulunmaktadır. Çilekte bulunan yüksek miktardaki polifenoller ise yangısal hastalıklar karşıtı özellikleri sayesinde trombosit birikmesini önleyerek kalp hastalıkları ve yüksek tansiyon riskini azaltmaktadır.

Çilekle ilgili yapılan başka çalışmalarda homosistein seviyelerinin düşürülmesine yardımcı olduğu belirlenmiştir.  Düşük homosistein seviyeleri damarlarda oluşan hasarın önlenmesine yardımcı olur.

Çilekte bulunan yüksek miktardaki lif ve potasyum da kalp hastalıkları riskinin azaltılmasında etkilidir. Bir çalışmaya göre günde 4000 mg potasyum tüketenlerde günde 1000 mg potasyum alanlara göre iskemik kalp hastalıklarından (kalp kası hastalıkları) ölüm riski %50 azalmaktadır.


Felç:


Çilekte bulunana ve antioksidan özellikteki kaempferol, antosiyanin ve kuersetin inme riskini arttıran zararlı kan pıhtılaşmasını önlemede etkilidir.  Yüksek potasyum alımının inme riskini azalttığını gösteren çalışmalar da bulunmaktadır.

Kanser:


Çileğin kanser önleyici etkisi antioksidanlardan zengin oluşu ile ilişkilidir. Antioksidanlar serbest radikallerle mücadele ederler, tümör büyümesini baskılarlar ve vücuttaki yangıyı azaltmaya yardımcı olurlar.

Kan basıncı:


İçeriğindeki yüksek potasyum sayesinde sodyuma bağlı gelişen yüksek kan basıncı riskini azaltır. Sodyumun zararlı etkilerini dengeler. ABD’de yapılan bir çalışmada insanların sadece %2 kadarının günlük önerilen 4700 mg potasyum alımı gerçekleştirdikler belirlenmiştir.

Kabızlık:


Çilek gibi su ve lif içeriğinden zengin yiyecekler kabızlıkla mücadelede etkilidirler ve bağırsak hareketlerinin düzenlenmesine yardımcıdırlar.  Lifli besinler dışkıya hacim kazandırır ve kabızlığı giderir.

Alerji ve astım:


Çilekte bulunan ve anti inflamatuar özellik taşıyan kuersetinin alerjilere karşı etkili olduğu düşünülmekle birlikte bu teoriyi somut olarak ispatlayan veriler bulunmamaktadır. Özellikle burun akıntısı, göz yaşarması ve kurdeşene karşı etkili olabileceği düşünülmektedir. C vitamininden zengin beslenenlerde astım hastalığının görülme sıklığı azalmaktadır. Çilek ise en iyi C vitamini kaynaklarından biridir.

Diyabet:


Çilek düşük glisemik indeks değerine sahiptir ve liften zengindir. Bu özellikleri sayesinde kan şekerini düzenlemeye ve kan şekerinde ani dalgalanmaların oluşmasını önlemeye yardımcı olur. Diğer pek çok meyveye göre düşük glisemik indekse sahip olması sebebiyle diyabet hastaları için uygun bir meyve tercihidir.

Hamilelik:


Folik asitten zengin beslenmek özellikle hamileler için önemlidir. Aksi halde folik asit eksikliğine bağlı doğumsal kusurlar bebekte oluşabilmektedir. Çilek iyi bir folik asit kaynağıdır.

Depresyon:


Çilek depresyona da iyi gelir. İçeriğindeki folat sayesinde homositein düzeylerini düşürerek beyne kan ve diğer besin ögelerinin daha rahatlıkla ulaşmasını sağlar. Böylelikle beyin ruh halini düzenleyen ve depresyonu önleyen serotonin ve norepinefrin gibi hormonları yeterli miktarlarda üretebilir. 

Depresyona Ne İyi Gelir?

Depresyona ne iyi gelir?

Depresyon modern çağın en sık karşılaşılan hastalıklarından biri. Eminim ki siz ve etrafınızdaki pek çok kişi de stresli yaşamın etkileri sebebiyle zaman zaman depresyon belirtileri yaşıyorsunuz. Depresyona ne iyi gelir sorusu bu noktada akıllara geliyor ve önerilen farklı yöntemler arasında kendimiz için uygun gördüklerimizi uygulayarak stresle başa çıkmaya çalışıyoruz. Kimimiz meditasyon ya da farklı inanç ritüellerinde çareyi arıyor kimimiz ise spor yaparak bununla baş etmeye çalışıyoruz. Beslenmenin depresyonla olan ilişkisi ise genellikle pek akıllara gelmiyor ve diyetimizde nelere dikkat etmemiz gerektiğini pek bilmiyoruz.

Depresyondaysanız ya da stresle baş etmede sorun yaşıyorsanız beslenmenizde yapacağınız bazı düzenlemeler işe yarayacaktır. Yapılan bilimsel araştırmalarda bazı besin ve besin ögelerinin depresyona karşı etkili olduğu gösterilmiştir. Ancak depresyonu doğrudan tedavi edici bir diyet maalesef ki bulunmamaktadır. Beslenmenize dikkat etmenin yanı sıra aktif yaşam sürdürmeli, spor yapmalı, güneş ışığından yeteri kadar yararlanmalı ve gerekiyorsa tıbbi destek almalısınız.

Depresyona Ne İyi Gelir:


1. Omega 3: 


Omega 3 yağ asitlerinin depresyonun iyileştirilmesinde etkili olduğunu gösteren çalışmalar bulunmaktadır. Bazı çalışmalar omega 3 den zengin balıkların daha fazla tüketildiği ülkelerde depresyon oranlarının düşük olduğunu belirlemiştir. Bazı çalışmalarda ise omega 3 takviyesi verilen kişilerle plasebo grupları karşılaştırılmış ve omega 3 takviyesi alanlardaki depresyon belirtilerinde anlamlı iyileşmeler kaydedilmiştir. Çalışmalarda omega 3 alım dozu yükseldikçe antidepresan etkisinin arttığı da gösterilmiştir.  En iyi omega 3 kaynakları yağlı balıklar, keten tohumu, ceviz ve semizotudur. Bunlara beslenmenizde daha çok yer vermeniz depresif durumunuzun iyileşmesine katkı sağlayabilir. Omega 3 aynı zamanda kalp hastalıkları riskinizi azaltır, hafıza ve konsantrasyonunuzu arttırır.

2. Serotonin:


Serotonn vücutta triptofan aminoasitinden üretilen bir hormondur. Serotonin seviyeleri yükseldikçe depresyon riski azalmaktadır. Triptofandan zengin beslenmek için proteinden zengin olan et, süt ve süt ürünleri, kuru bakliyatlar ve yumurta tüketilmelidir.


3. Antioksidanlar: 


Serbest radikallerin beyin fonksiyonlarını etkilediği ve bu sebeple serbest radikallerle mücadele etmeye yardımcı olan antioksidanların besinler yoluyla alımının önemli olduğu bilinmektedir. Özellikle A, C ve E vitaminleri antioksidan özellikleriyle ön plana çıkmaktadır. İyi A vitamini kaynakları arasında kayısı, havuç ve brokoli sayılabilir. C vitamini en çok kivi, portakal ve çilek gibi meyvelerde bulunur. İyi E vitamini kaynakları ise ceviz, badem gibi yağlı tohumlar, kabak çekirdeği ve zeytinyağıdır.

4. B12 ve Folik asit: 


Bilimsel çalışmalara göre B12 ve folik asit eksikliği depresyon ile ilişkili bulunmuştur. En iyi B12 kaynakları hayvansal ürünler, en iyi folik asit kaynakları ise kuru bakliyatlar, yağlı tohumlar, koyu yeşil yapraklı sebzeler ve meyvelerin çoğudur.

5. Selenyum: 


Selenyum bağışıklık sisteminin güçlendirilmesinde etkilidir. Çalışmalar, selenyum eksikliğinin depresyona neden olabileceği şeklinde sonuçlar vermiştir.  En iyi selenyum kaynakları bakliyatlar, mercimek, kırmızı ve beyaz et, yağlı tohumlar ve çekirdekler ile tam tahıllardır.

6. Krom: 


Krom minerali kan şekerinin dengeli seyri için önemlidir ve kan şekerinin dengeli seyretmesi ruh halinizi olumlu etkiler. Bir çalışmada günde 600 mcg krom verilen gruptakilerle plasebo grubu karşılaştırılmış ve 8 hafta sonra krom minerali takviyesi alanların depresyon belirtilerinde anlamlı iyileşmeler görülmüştür. Brokoli krom açısından en zengin besindir.

5. D vitamini: 


D vitamini eksikliğinin arttığı kış aylarında depresyon oranları da artmaktadır. Besinler yoluyla D vitamini alımı çoğu zaman yeterli olamadığı için en iyi D vitamini kaynağı olan güneşten yararlanmak gerekmektedir. Yağlı balıklar, mantar, yumurta , süt ve süt ürünleri d vitamini alabileceğiniz gıdalardır.

Limon Suyunun Faydaları Nelerdir?

Limon, süper besinlerden biridir. Yemeklere ve salatalara lezzet katmasının yanı sıra sağlığa sayısız faydası bulunur. Limon suyunda bulunan flavanoidler antioksidan özellik taşırlar ve bu sayede pek çok hastalığın gelişmesini önler ve tedavisine yardımcı olur. Limon suyunun faydalarını aşağıdaki 10 başlıkta kategorik olarak okuyabilirsiniz.

Limon Suyunun Faydaları


Limon suyu böbrek taşını önler: Günde yarım fincan limon suyu içmeniz idrarınızda sitrat düzeylerinin yükselmesini sağlar. Araştırmalara göre bu durum kalsiyum oksalat yoğunluğunu azaltarak böbrek taşı oluşum riskini azaltır.

Boğaz ağrılarını azaltır: Limon suyuna bal karıştırarak boğaz ağrılarınızı hafifletebilirsiniz..

Kilo vermeyi kolaylaştırır: Limon suyu kilo verme hedefinize ulaşmada size yardımcı olacak bir besin maddesidir. Yapılan araştırmalar limonda bulunan pektinin zayıflamaya yardımcı olduğunu göstermiştir. Limon suyu aynı zamanda vücutta şeker emilimini de azaltarak kilo vermeyi kolaylaştırır.

Güne iyi bir başlangıç: Güne kafeinli içecekler ile başlamak yerine sıcak suya eklediğiniz limon suyu ile başlayabilirsiniz. Böylece hem C vitamini içeren hem de sindirim sisteminizi destekleyen bir içecek hazırlamış olursunuz.



Cilt kaşıntılarını giderir: Limon suyu anti inflamatuvar ve anestezik özellikler taşır. Bu sayede böcek ısırmaları ya da alerji kaynaklı kaşıntılara karşı etkili bir çözüm yoludur. Kaşınan bölgeyi limon suyu ile ovalamanız yeterlidir.  

Vücudu toksinlerden arındırır: Mehmet Öz’e göre limon suyu kilo vermede oldukça etkilidir. Onun tavsiyelerinden biri olan limon suyu ile keten tohumu karışımının içilmesi vücuttan atık maddelerin hızlıca atılmasını sağlar.

Anti kanser özellikler taşır: Araştırmalara göre narenciyelerde ve özellikle limonda bulunan limonoid adlı bileşiklerin hücre koruyucu ve kanser oluşumunu önleyici etkileri bulunmaktadır. C vitamininden zengin oluşu da kanserlere karşı koruma kalkanınızı güçlendirir.

İyi bir potasyum kaynağıdır: Potasyum denilince akla hemen muz gelir. Evet muz iyi bir potasyum kaynağıdır ama potasyum açısından limon da iyi bir kaynaktır. 1 limon suyunda 80 mg potasyum bulunur. Potasyum vücut sıvı dengesinin korunması, kas ve hücre fonksiyonlarının sürdürülmesi için gerekli bir mineraldir. 

Ateş düşürücü etkisi vardır: Ateşiniz yükseldiğinde limon suyu içeren bir içecek için. Ateşinizin daha hızlı bir şekilde düştüğünü göreceksiniz.

Vücudun Ph dengesini korur:  Limon her ne kadar asitli bir besin gibi gözükse de şaşırtıcı bir biçimde alkali bir gıdadır. Bu sayede vücudunuzun Ph dengesinin korunmasına yardımcı olur.

Sigarayı Bırakmanın Faydaları Nelerdir?

Sigaranın sağlığımıza zararlı olduğunu hepimiz biliriz. Peki sigarayı bırakmanın faydaları tam olarak nelerdir? İşte sigarayı bıraktığınızda sağlığınızda aşağıdaki 10 farklı değişikliği gözlemleyebilirsiniz.

Daha iyi bir cinsel yaşam


Sigarayı bırakmak vücutta kan akışını hızlandırır ve dolayısıyla hassasiyet artar. Sigarayı bırakan erkekler daha kolay ereksiyon, kadınlar daha kolay orgazm olurlar. Üstelik artık sigara kokmadığınız için daha fazla kişinin ilgisini çekebilirsiniz.

Üreme sağlığı


Sigara içmeyenler daha kolay hamile kalırlar. Erkeklerde de sperm kalitesi sigarayı bırakma ile birlikte artar. Üstelik sigara içmemek bebeğin bebeğin fetusta ve doğum sonrasında sağlıklı gelişimine de yardımcı olur.

Cilt sağlığı


Sigarayı bırakmanın faydalarından bir diğeri cilt sağlığıdır. Sigara içenlerde yüzde daha hızlı yaşlanma olur, kırışıklıklar belirginleşir.  Sigarayı bıraktığınızda oksijen ve besin ögeleri cildinizi daha fazla besler ve daha sağlıklı bir görünüme kavuşur.

Diş sağlığı


Sigara dişlerde sararma, nefeste kötü kokuya neden olur. Sigarayı bırakanlarda diş ve diş eti hastalıkları ile dişleri erken kaybetme olasılığı azalır.


Solunum


Sigarayı bırakanlar daha rahat nefes alırlar ve öksürükleri azalır. Sigarayı bıraktığınızda 9 ay içinde akciğer kapasitesi %10 artar.  Sigara içen gençler akciğerlerinde büyük sorun yaşamazlar ama yaşla birlikte akciğerler ciddi oranda etkilenirler. Bu sorun özellikle koşma, merdiven çıkma gibi aktivitelerde kendini açıkça belli eder.

Uzun ve sağlıklı yaşam


Sigara içenlerde kalp hastalıkları, akciğer kanser ve kronik bronşit gibi hastalıklar daha sık görülür ve bu hastalıklardan ölüm oranlaı sigara içenlerde çok yüksektir. 30 lu yaşlarda sigarayı bırakan erkeklerin ömrünün 10 yıl kadar uzadığını gösteren bir çalışma bulunmaktadır. 60 lı yaşlarda sigarayı bırakmak ise 3 yıl ömrü uzatır. Sigarayı bırakmak sadece ömrü uzatmaz daha kaliteli bir yaşamın kapılarını da aralar.

Stres


Sigarayı bırakanların stres düzeylerinin azaldığını gösteren araştırmalar bulunmaktadır. Nikotin bağımlılığı geçici rahatlama sağlasa da bir sonraki sigara yakılmadığında stres düzeyi yükselir ve her 2 sigara arasında stres artar. Sigarayı bıraktığınızda vücudunuzdaki oksijen seviyesi artar ve böylece konsantrasyonunuz ve mental kapasitenizde iyileşme olur.

Tat ve koku alma


Sigara içindeki yüzlerce kimyasal madde sebebiyle vücutta toksinlerin birikmesine neden olur. Sigarayı bıraktığınızda tat ve koku alma duyularınız normalleşmeye başlar.

Enerji düzeyi


Sigara bırakıldıktan 2- 12 hafta içinde dolaşımda iyileşmeler başlar.  Böylelikle yürüme ve koşma da dahil olmak üzere tüm fiziksel aktiviteleri daha kolaylıkla gerçekleştirirsiniz.  Sigarayı bıraktığınızda bağışıklık sisteminiz daha kuvvetli olur ve hastalıklara daha zor yakalanır ya da hastalıları daha kolay atlatırsınız.  Daha fazla oksijen sayesinde daha az yorgun hissedersiniz ve baş ağrılarınız azalır.

Çevrenizdekiler


Sigarayı bırakmanız çevrenizdeki insanları da olumlu etkiler. Sigara dumanına maruz kalmadıkları için daha sağlıklı olurlar. Pasif içiciler sigara içmeyenlere kıyasla kalp hastalıkları ve akciğer kanser açısından daha fazla risk altındadırlar.  Ayrıca astım, bronşit ve kulak enfeksiyonları riskleri de daha fazladır. Sigara içen ebeveynlerin çocuklarının ileriki yaşlarında akciğer kanseri riski 3 kat artmaktadır.

UYARI

Faydalar.blogspot.com'da yer alan bilgiler bilimsel çalışmalar ve geleneksel tedavi yöntemlerinden derlenmekle birlikte herhangi bir hastalığı tanı, tedavi, bakım ve önlenme amacı taşımamaktadır. Buradaki bilgiler doktora danışılmadan kullanılmamalıdır. Okuduğunuz içerikler ile ilgili bilgi, deneyim ya da sorularınızı yazıların altnda bulunan yorum bölümüne yazarak katkıda bulunmanızdan mutluluk duyarız.