Kafeinin Zararları Nelerdir?

Kafeinin zararları nelerdir?


Çay ve kahve gerek ülkemizde gerekse diğer ülkelerde en sevilen sıcak içeceklerdir. Bu içeceklere olan düşkünlük onların lezzetli olmalarından çok kafein içermelerindendir. Bağımlılık yapan kafeinli içecekler konsantrasyonu arttırmak ve zindelik vermek gibi olumlu etkilerinin yanı sıra pek çok zarara da neden olmaktadır. Çay ve kahvenin yanı sıra gazlı içecekler, enerji ve sporcu içeceklerinde de bulunan kafeinin zararlarına ilişkin bugüne kadar uykusuzluk, sinirlilik vs. yaptığını duymuş olabilirsiniz. Ama yüksek miktarda kafein tüketiminin sağlık üzerindeki etkilerini ortaya koyan bilimsel verilere göre kafein bunlardan çok daha fazla bir şekilde vücuda zarar vermektedir.  

Kafeinin zararları


Erken ölüme neden olabilir


Günde 4 fincan fazla kahve içmek erken ölümle ilişkili gösterilmiştir. Araştırmaya
göre günde 4 fincan veya haftada 28 fincandan fazla kahve içenlerin tüm hastalıklara bağlı ölüm riskleri daha az kahve içenlere kıyasla %21 artmaktadır. Araştırmacılar fazla kahve içenlerin aynı zamanda daha çok sigara kullandıkları ve daha az fiziksel aktivitede bulunduklarını da belirtmektedir.

Vitamin ve mineraller


Kafein diüretik etkili bir maddedir. Yani vücuttan su atımına neden olur. Kafeinin diüretik etkisi vücutta potasyum, magnezyum, kalsiyum ve çinko gibi minerallerle  C ve B grubu vitaminlerin kaybına neden olur. Özellikle yemek saatlerinde içilen kafeinli içecekler kalsiyum ve demir emilimini olumsuz etkiler. Özellikle kadınlar için önemli olan bu minerallerin eksikliğinde kemik erimesi ve kansızlık riski ortaya çıkar. Çocuklukta ve ergenlikte içilen fazla miktardaki kafeinli içecekler büyüme ve gelişmeye negatif yönde etki eder.


Sindirim sistemi


Var olana ülser ve mide ekşimesini kötüleştirir. Midede asit salgısını fazlalaştırarak ülser riskini arttırır. Sindirim sistemindeki kasları gevşeterek ishale neden olur. Kafeinin bu laksatif etkisi kafein bağımlılığına da neden olabilir.

Kalp hastalıkları


Kafein kan basıncını yükseltir ve hipertansiyona neden olabilir. Yüksek tansiyon kalp hastalıkları açısından bir risk faktörüdür. Ayrıca kanda kolesterol ve trigliseridin yükselmesine neden olur. Kafein tüketimi kalp ritim bozukluklarına neden olarak kalp atım hızında artış, çarpıntı ve tedirginlik gibi belirtilere neden olur ve kalp sağlığını olumsuz etkiler.

Santral sinir sistemi

Kafein tüketimi merkezi santral sinir sistemini uyarcı bir etki yaratır. Bu durumda aşırı gerginlik, sinirlilik, uykusuzluk, huzursuz bacaklar, baş ağrısı, baş dönmesi ve sonrasında yorgunluk gibi belirtiler ortaya çıkar. Ayrıca kaygı ve panik atak gibi psikolojik belirtiler de ortaya çıkabilir. Çocuklarda fazla kafein tüketimi hiperaktivite ve idrar kaçırma gibi sorunlar yaratabilir.

Hamilelik


Hamilelikte fazla kafein tüketimi düşüklere neden olabilmektedir. Ayrıca düşük doğum ağırlığına, bebeğin kalp atımının hızlanmasına ve beyin gelişiminin olumsuz etkilemesine neden olabilir. Kafein anne sütüne de geçerek bebeğin sinirli, gergin olmasına neden olur.

Kanser


Bazı çalışmalara göre mesane, mide, yumurtalık, pankreas ve prostat kanserleri ile fazla  kafein - kahve tüketimi arasında ilişki olduğu düşünülmektedir.

Böbrek taşı


Kafein tüketimi böbrek taşları ile de ilişkilidir. Bunun kafeinin diüretik etkisi sebebiyle olduğu düşünülmektedir.

Günlük kafein alımının 300mg ile sınırlandırılması önerilmektedir. 2 fincan kahveye ek olarak içeceğiniz 2 fincan çay ile bu sınıra ulaşmış olursunuz.  Ayrıca enerji içecekleri, kola, kakaolu besinler ve içecekler, soğuk çaylar ve çikolatada da kafein bulunduğunu düşünerek günlük kafein alımınıza dikkat etmeniz olası zararlı etkilerinden korunmanız için doğru olacaktır.  

Şişmanlığın ve Obezitenin Nedenleri Nelerdir?

Obezitenin ya da şişmanlığın nedenleri arasında en belirgin etmen çok fazla yemek ve az hareket etmektir.

Eğer günlük beslenme yoluyla özellikle yağ ve şeker kaynaklı enerjiyi fazla alıp, yetersiz egzersiz ve fiziksel aktivitede bulunursanız, yakamadığınız enerji vücudunuzda yağ olarak depolanır. Bir başka deyişle gün içinde yediklerinizden aldığınız enerji, yaktığınız enerjiden fazlaysa kilo alırsınız ve zamanla şişmanlayıp obezite sınırına doğru ilerlersiniz. 

Kalori - Enerji


Yiyeceklerin enerji değeri kalori birimi ile ölçülür. Orta düzeyde fiziksel aktivitesi olan bir erkek için günlük kalori ihtiyacı 2500, aynı durumdaki kadınlar için ise 2000 kaloridir.

Bu değerler yüksek gibi gözükse de bu değerlere ulaşmak aslında kolaydır. Örneğin duble hamburger, büyük boy patates kızartması ve kola içeren bir öğle yemeğinde yaklaşık 1500 kalori alırsınız.

Öte taraftan pek çok insanın günlük aktiviteleri oldukça azdır ve bu sebeple alınan kaloriler yağ olarak vücutlarında depolanır.




Hatalı beslenme


Obezite bir günde gerçekleşmez, insanlar hatalı beslenme ve hareketsiz yaşam sonucu zaman içinde aşamalı olarak şişmanlar. Obezitenin nedenleri arasında aşağıdaki beslenme hataları bulunmaktadır:

  • Yağ ve şeker içeriğinden zengin olan işlenmiş ve hazır yiyeceklerin fazla tüketimi
  • Fazla alkol tüketimi. Alkolün kalorisi oldukça yüksektir. Alkol kullanan insanlar genellikle şişmandırlar.
  • Yemekleri sıklıkla dışarıda yemek
  • Gereksinimden daha büyük porsiyonlarda yemek yemek
  • Fazlaca şekerli içecekler tüketmek. Gazlı içecekler ve hazır meyve suları genellikle yüksek kalorilidir. Kan şekerinde ani dalgalanmalara neden olur.
  • Pek çok insan aç olmadıkları halde strese ve diğer duygusal nedenlere bağlı olarak yemek yerler. Sadece daha iyi hissedebilmek için.
  • Düzensiz beslenme ve özellikle kahvaltıyı atlama şişmanlama açısından ciddi bir risk faktörüdür.


Fiziksel aktivite yetersizliği


Yetersiz fiziksel aktivitede bulunmak obezitenin bir diğer önemli nedenidir. Çalışan pek çok kişi işyerinde gününü çoğunlukla oturarak geçirir. Yürümek ya da bisiklete binmek yerine araba kullanmayı tercih eder. Boş zamanlarında ise çoğunlukla ya televizyon ya da bilgisayar başındadır. Düzenli egzersiz yapanlar ise azınlıktadır.

Eğer hareketsiz bir yaşamınız varsa aldığınız kaloriler vücudunuzda yağ olarak depolanır ve şişmanlamaya başlarsınız.

Uzmanlar ve konuyla ilgili yetkililer haftada 150 dakikalık tempolu yürüme ya da bisiklete binme gibi aerobik aktivite önermektedir. Bu 150 dakikayı bir kerede yapmak gerekmez, haftanın günlerine bölebilirsiniz. Örneğin haftanın 5 günü 30 dakikalık tempolu yürüyüş yapabilirsiniz.

Eğer halihazırda obez ya da fazla kilolu iseniz daha fazla egzersiz yapmanız gerekebilir. Bir anda fazla egzersiz yapmak zor gelebilir. Bu durumda aşamalı olarak aktivitelerinizi arttırmanız işe yarayabilir.

Kalıtım


Bazı insanlar “ne yesem yarıyor” diyerek fazla kilolarının sebebinin kalıtımsal olduğunu düşünür. Bu düşünce kısmen doğru olabilir ve kilo vermeyi zorlaştıran genetik faktörler olabilir ancak zayıflayamamanın nedenini kalıtımsal sebeplere yıkmak kolaya kaçmaktır. Herkes kilo verebilir.

Ailenin beslenme üzerindeki etkisi fazladır. Çoğunlukla genetik nedenlerden ziyade çocuklukta aile ortamında öğrenilen hatalı beslenme alışkanlıkları yaşamın ilerleyen dönemlerinde de sürdürülmekte ve kilo alımına neden olmaktadır. Anne ve/veya babası obez ya da fazla kilolu olan çocukların obez olma olasılıkları artmaktadır.

Tıbbi nedenler


Bazı sağlık sorunları, özellikle hormonal dengeyi bozan hastalıklar örneğin hipotiroidizm kilo almaya neden olabilir. Bu durumlarda hastalığın tanısı ve tedavisi ile birlikte kilo vermenin önündeki engel kalkar.

Bazı ilaçlar kilo alımına katkıda bulunabilir. Epilepsi, diyabet, şizofreni ilaçları ile antidepresan ilaçlar da dahil olmak üzere pek çok ilaç kilo alımına neden olabilmektedir.

Diğer nedenler


Bazı durumlar kilo almayı kolaylaştırır. Örneğin sigarayı bırakmak, hamilelik, yaşlanmak ve yetersiz uyumak kilo alımına neden olduğu bilinen durumlardır.

Karanfilin, Karanfil Yağının Faydaları Nelerdir?

Karanfilin faydaları arasında sindirimi rahatlatması, kanserlere karşı mücadele etmesi, karaciğeri koruması, bağışıklığı güçlendirmesi, kemik kalitesini arttırması, diyabeti kontrol etmesi, ağız sağlığını koruması, ağrı kesici olması ve afrodizyak etkisi ön plandadır.

Ana vatanı Endonezya başta olmak üzere Güneydoğu Asya ülkelerinde doğal olarak yetişir. Yaprak dökmeyen, tropik ve yarı tropik bölgelerde yetişen karanfil ağacının çiçeklerinin kurutulmasıyla elde edilen tohumların yanı sıra ağacın yaprakları ve tohumlardan elde edilen karanfil yağı da geleneksel Çin ve Hint tıbbında yaygın bir şekilde kullanılmaktadır. Karanfil tıbbi amaçlara kullanıldığı gibi aşçılıkta da geniş kullanım alanına sahip bir baharattır.

Karanfil ve karanfil yağının faydaları


Karanfil, pek çok hastalığa karşı tedavi edici özellikleri geleneksel olarak bilinmekle birlikte modern tıp kapsamında yapılan bilimsel çalışmalarla da faydaları daha net bir şekilde ortaya konmuştur. Aşağıda karanfil ve karanfil yağının faydalarına ilişkin bilgiler listelenmiştir.



Sindirim sistemi hastalıkları


Karanfil sindirim enzimlerinin salgılanmasını uyarır ve sindirim sisteminin sağlıklı bir şekilde çalışmasına yardımcı olur. Gaz, hazımsızlık ve bulantı gibi problemlerde etkilidir. İshal tedavisinde de kullanılmaktadır. Sindirim sistemi sorunlarına karşı karanfili toz haline getirerek bal ile karıştırıp tüketebilirsiniz.

Kanser


Karanfilin kanserlere karşı etkili olabileceği düşünülmektedir. Bir çalışmaya göre akciğer kanserinin erken evrelerinde karanfil tüketimi faydalı olmaktadır.

Karaciğer sağlığı


Karanfil, organlarda ve özellikle karaciğerde hasara neden olan serbest radikallerin olumsuz etkilerinden koruyan antioksidanlardan çok zengindir. Bir çalışmada alkol kullanımına bağlı gelişen karaciğer hasarının azaltılmasında karanfilin etkili olduğu belirlenmiştir.

Kan şekerinin düzenlenmesi


Geleneksel olarak diyabet hastalarının tedavisinde kullanılan karanfilin bu etkisi bilimsel bir çalışmada da gösterilmiştir.

Kemik sağlığı


Karanfilde bulunan eugenol başta olmak üzere fenolik bileşiklerin kemik sağlığını korumada etkisi bulunmaktadır. Bir çalışmada karanfil özünün kemik yoğunluğunun ve mineral içeriğinin korunarak kemik erimesinin önlenmesine yardımcı olduğu belirlenmiştir. 

Antimutajenik etkisi


Mutajenler DNA’nın yapısını değiştirerek mutasyona uğramasına neden olan kimyasal maddelerdir. Bir çalışmada karanfilin animutajenik etkisi ortaya konmuştur. Bu özelliği ile kanser gelişimini önlemeye yardımcı olabilir.

Diş sağlığı


Karanfildeki uçucu bir yağ olan eugenol diş hekimliğinde kullanılır. Bu bileşik diş ve diş eti hastalıklarında ağrı kesici ve mikrop öldürücü olarak kullanılır. Ayrıca ağız kokularının giderilmesinde de son derece etkilidir.

Üst solunum yolu enfeksiyonları


Karanfil çayı soğuk algınlığı ve grip gibi üst solunum yolu enfeksiyonlarının tedavisinde faydalıdır. Özellikle boğaz ağrılarının hafifletilmesinde etkilidir, öksürüğü hafifletir ve balgam söktürücüdür. Ateşin düşürülmesine de yardımcı olur.

Kas ve baş ağrıları


Karanfil yağı, kas ağrılarının hafifletilmesinde ve romatizmal hastalıklarda etkilidir. Aynı şekilde baş ağrılarının giderlmesine de yardımcı olur. Bunun için toz karanfili süte karıştırarak içebilirsiniz.

Afrodizyak


Geleneksel tıpta afrodizyak etkisi bilinen bitkilerden biridir.

Antiparazit


Yine geleneksel tıpta parazit öldürücü etkisiyle karanfil kullanılmaktadır. Özellikle bağırsak solucanlarına karşı etkili olduğu düşünülmektedir.

Böcek ve sivrisinek kovucu


Böcek ve sivrisineklere karşı kimyasal içerikli ilaçlar yerine doğal ve toksik madde içermeyen karanfil yağını kullanabilirsiniz. Karanfil yağının böceklere böceklere ve sivrisineklere karşı koruyucu etkisi yapılan çalışmalarda gösterilmiştir.

Stres


Geleneksel olarak stres giderici olarak kullanılmaktadır. Strese karşı karanfil ile birlikte nane, fesleğen ve kakule ile hazırlayacağınız çay yararlı olacaktır. Çayı tatlandırmak için bal kullanabilirsiniz.


Sivilceler


Karanfil yağının sivilce oluşumuna neden olan propiyonik bakterilere karşı antibakteriyel olarak kullanımının etkili sonuçlar verdiği gösterilmiştir. 

Buğday Yağının Faydaları Nelerdir?

Buğday yağının faydaları 


Buğday yağı, buğdayın tepesinde embriyo olarak adlandırılan, buğdayın çimlenmesini sağlayan buğday ruşeyminden elde edilen bir yağdır. Buğday ruşeymi besin değerleri açısından son derece zengindir ve bu sebeple buğday yağının sayısız faydaları bulunmaktadır.  Buğday yağı en iyi E vitamini kaynağı olmasının yanı sıra A, B6, folik asit ve D vitaminleri ile protein, lesitin, esansiyel yağ asitleri, magnezyum ve potasyumdan oldukça zengin bir yağdır. Buğday yağı cilde faydaları sebebiyle cilt bakım ürünü olarak yaygın bir kullanıma sahiptir. Ancak buğday yağının sadece cilde değil pek çok sağlık sorununa yararlı olduğu da bilinmektedir.

Buğday yağının faydalarına ilişkin bilgiler aşağıdaki başlıklar altında değerlendirilmiştir.

Antioksidan Özellikleri


Buğday yağı antioksidan vitaminlerden ve fitokimyasallardan çok zengindir. Bu özelliği ile kanserler ve kalp hastalıkları gibi pek çok hastalığın önlenmesinde etkilidir. Ayrıca yaşlanma karşıtı özellik taşır. Ciltte oluşan kırışıklıkları önlemeye yardımcı olur.


Kötü kolesterolü düşürür


Kötü kolesterol düzeylerini düşürücü ve kan dolaşımını hızlandırıcı özellikteki buğday yağı kalp dostudur. Kan dolaşımını hızlandırması aynı zamanda cilt ve saç sağlığı üzerinde de olumlu etki yaratır.

Dokuları onarır


B grubu vitaminlerden zengin olan buğday yağı dokularda olaşan hasarları onarır ve dokuların sağlıklı gelişimine yardımcı olur. B grubu vitaminler ayrıca vücutta enerjinin dönüştürülmesine yardımcı olur ve stresi azaltır.

Fiziksel performansı arttırır


Buğday tohumu yağı oktakosanol adlı uzun zincirli doymuş birincil alkol içerir. Oktakosanol dayanıklılığı ve tahammülü arttırır, strese karşı etkilidir, oksijenin dokulara iletiminde rol alır, egzersiz sırasında performans arttırıcı özellik taşır ve ayrıca parkinson hastalığı belirtileri üzerinde olumlu etkiler sağlar.

Sinir sistemini düzenler


Buğday yağının faydalarından bir diğeri ise sinir sistemini düzenlemesidir. Bunu içeriğindeki omega3 yağ asitleri sayesinde yapmaktadır. Ruh halinizde de iyileşmeler sağlar. Omega 3 yağ asitleri kan basıncının düşürülmesinde ve kalp sağlığının korunmasında da etkilidir.

Kan şekeri düzeylerini iyileştirir


Buğday yağı magnezyum mineralinden zengindir. Düzenli tüketilmesinin özellikle diyabet hastalarının kan şeker düzeylerini iyileştirilmesine yardımcı olduğu bilinmektedir.

Cilde ve saça faydaları


Buğday yağı E vitamini, fosfolipitler ve linoleik asit içeriği ile cilt ve saç sağlığı üzerinde yararlar sağlar.  Cilt kuruluğunu önler, nemlendirerek cilde parlaklık ve yumuşaklık kazandırır. Kırışıklıkları hafifletir. Bir cilt hastalığı olan vitiligonun önlenmesi ve tedavisine yardımcı olur. Buğday yağını lavanta gibi hoş kokulu yağlar ile karıştırarak cilde uygulayabilirsiniz.

Buğday yağı, kuru ve yıpranmış saçlara canlılık verir. Saç dökülmelerini önler. Buğday yağını şampuan ya da saç kremine birkaç damla ekleyerek uygulayabilirsiniz.

Diğer faydaları


Geleneksel Çin tıbbında gece terlemeleri, geleneksel Hint tıbbında ise gaz, kabızlık, kaşıntı ve menoraji (aşırı adet kanaması) durumlarında kullanılmaktadır.  Bazı doktorlar depresyon tedavisinde kullanmaktadır.

Uyarılar


Buğday yağını yemeklerinizde, salatalarınızda kullanabilirsiniz. Ancak buğday yağı gluten alerjisi olanlar için sakıncalıdır. Işığa ve ısı değişimlerine duyarlı oluşu sebebiyle buğday yağını buzdolabında saklamanız en doğrusudur.

Sığla Yağı ve Sığla Yağının Faydaları

Sığla yağının faydaları nelerdir?


Sığla yağı, sığla ya da yöresel adıyla günlük ağacından elde edilir. Sığla ağacı sadece Muğla’nın bazı ilçelerinde yetişir. Bilimsel adı liquidambar orientalis’dir ve doğunun güzel kokulu sıvısı anlamına gelir. Sığla yağının faydaları ve kullanım alanları arasında deri hastalıkları ve yaraların iyileştirilmesi, ülser başta olmak üzere mide rahatsızlıklarının tedavisi ile astım ve bronşit gibi solunum yolu hastalıkları sayılmaktadır.

Sığla yağı çok eski zamanlardan beri kullanılmaktadır. Mısırlıların mumyalamada kullandığı bilinmektedir. Kleopatranın güzellik iksiri olduğu da rivayet edilir.  Günümüzde parfümeride, kozmetik ve sabun üretimi ile eczacılıkta yaygın olarak kullanılmaktadır.

Sığla Ağacı

Sığla Yağı Faydaları


Sığladan elde edilen yağ bildiğimiz yağlar gibi akışkan bir yağ değildir. Reçinemsi bir kıvamdadır, Sığla yağı balgam söktürücü, astım, bronşit ve diğer akciğer hastalıklarının tedavisinde geleneksel olarak kullanılmaktadır. Ayrıca analjezik ve yatıştırıcı özelliği sebebiyle romatizmal ağrıların giderilmesinde faydalı olduğu düşünülmektedir. Antibakteriyel ve antiseptik özellikleri sebebiyle yaraların iyileştirilmesinde kullanılmaktadır. Geleneksel olarak sünnet yarasının çabuk iyileştirilmesinde kullanılmıştır.  Ülser, gastrit ve reflü gibi mide rahatsızlıklarının giderilmesinde de etkilidir. Kaygı bozuklukları ve şaçkıran tedavisine de yardımcı olduğu düşünülmektedir. Sığla yağının çiğnenmesi diş, dişeti sorunları, boğaz ağrıları ve öksürüğe iyi gelir. Zihni açar.

Ter kokularının önlenmesinde etkisi nedeniyle parfüm sanayisinde sabitleyici olarak kullanılır. Yani parfümün kalıcılığını arttırmada kullanılır. Sığla yağı güzel kokusu sebebiyle de kozmetik ürünlerde tercih edilir. Tütüne güzel koku verir.

Sığla Yağı
Yoğun miktarda sinnamik asit içeriği ile sığla yağı antioksidan, antibakteriyel ve antiinflamatuar özellik taşır. Sığla yağının karaciğer hasarını önlediği, hemoroid tedavisine yardımcı olduğu, bakteri ve mantar hastalıklarında etkili olduğu bilinmektedir. Yanıklarda da pomat olarak kullanılır. Uyuz tedavisinde ve parazitlere karşı da kullanılmaktadır.

Sığla yağının elde edildiği ağaç kabuklarının çok eski zamanlardan beri kiliselerde tütsü olarak ve sinek-böcek kovucu olarak kullanıldığı da bilinmektedir.

Sığla yağı deri hastalıklarında cilde sürülerek uygulanır. İç hastalıklarda su ve bal ile karıştırılarak içilebilir.

Lavanta Yağının Faydaları Nelerdir?

Lavanta yağının faydaları nelerdir?


Lavanta, Akdenize kıyısı olan ülkelerde doğal olarak yetişen bir bitkidir. Lavantadan elde edilen lavanta yağı hoş kokusu sebebiyle parfümler, şampuanlar ve temizlik maddelerine eklenir. Lavanta, latince “lavare” kelimesinde türetilmiştir ve “yıkamak” anlamına gelir. Kozmetik amaçlarla kullanıldığı gibi tıbbi amaçlarla da kullanılan lavanta yağının faydaları arasında antiseptik ve antiinflamatuar oluşunun yanı sıra anksiyete, depresyon, uykusuzluk ve sindirim sorunları gibi hastalıklar sayılmaktadır. Lavantanın hem geleneksel tıp hem de modern tıpta geniş bir kullanım alanı bulunmaktadır.


Lavantanın faydaları


Mantar ekfeksiyonları


Portekiz'de yapılan bir çalışmaya göre özellikle dirençli mantar enfeksiyonlarında lavanta ile tedavinin etkili olabileceği belirlenmiştir. (1)

Yara iyileşmesi


Celal Bayar Üniversitesi tarafından deney fareleri üzerinde yürütülen bir çalışmada lavanta yağının yara iyileştirici etkisi tespit edilmiştir. 

Saçkıran


Saç, sakal, kaş, kirpikler ve vücudun diğer kıllı yerlerinde küçük bir alanda, aniden gelişen kıl dökülmesi olarak tanımlanabilecek saçkıran hastalığının tedavisinde lavanta yağı etkili olabilmektedir. Lavanta yağı ile 7 aylık bir tedavi sonucunda %44 başarı elde edilmiştir.

Kaygı bozuklukları


Lavanta yağı içeren silexan adlı ilaçla yapılan deneylerde kaygı bozukluğu olan kişilerde bu ilacın iyileştirici etkisi belirlenmiştir. Bu olumlu etkinin ilaç kullanımından 2 hafta sonra gözlemlendiği bildirilmiştir. (2)

Bir başka çalışmada ise diş tedavisine gelen hastalardaki kaygı seviyeleri ölçümlenmiştir. 340 hastanın yarısına lavanta koklatılmış ve diğer yarısına ise koklatılmamıştır. Lavanta koklayanlarda anlamlı düzeylerde rahatlama belirlenmiştir ve diş tedavileri daha kolaylıkla gerçekleştirilmiştir.  

Adet öncesi sendromu


Kadınların önemli bir kısmı adet öncesi dönemde fiziksel ve ruhsal bir takım belirtiler yaşarlar. Kyoto Üniversitesi araştırmacıları lavanta yağı aromaterapisinin adet öncesi dönemdeki duyusal tepkilere etkisini belirlemek için bir çalışma gerçekleştirmişler ve lavanta aromaterapisi uygulanan kadınların diğer kadınlara göre adet öncesi duygusal tepkilerinde azalma görülmüştür.

Kore’de hemşirelik koleji öğrencileri ile yapılan bir çalışmaya göre lavanta kokusunun uykusuzluk ve depresyon üzerinde olumlu etkisi bulunmaktadır.

Lavantanın diğer yararları


Lavantanın geleneksel olarak kullanıldığı ancak bilimsel dayanak açısından yeterli verinin bulunmadığı alanlar ise şunlardır:



Böcek ısırıkları: Lavanta yağı böcek kovucu bir etkiye sahiptir. Lavanta yağını cildinize sürerek rahatsız edici sinek ve böceklerden kendinizi koruyabilirsiniz. Antiinflamatuar özelliği sayesinde sinek ve böcek ısırıklarında iyileştirici olarak ta lavanta yağını sorunlu bölgeye sürebilirsiniz.

Sivilce tedavisi: Bazı dermatologlar ve aromaterapistlere göre lavanta yağı sivilce tedavisinde oldukça etkilidir.

Migren, baş ağrısı: Lavantanın rahatlatıcı etkisi sayesinde baş ağrılarınızı ve migren şikâyetlerinizi azaltabilir.

Kas gevşetici: Lavanta yağından kas gevşetici olarak yararlanabilirsiniz. Bunun için sorunlu bölgeye yağ ile masaj uygulayın. 

Burkulmalar ve romatizma: Lavanta yağını sorunlu bölgeye uygulayarak burkulmaya bağlı olan ve romatizmal ağrılarınızı hafifletebilirsiniz.

İdrar yolu enfeksiyonları: Lavanta idrar üretimini arttırır. Ayrıca idrar yollarında oluşan sistit ve enfeksiyonların tedavisine ve buna bağlı ağrıların azaltılmasına yardımcı olur. Bunun için lavanta çayı içebilirsiniz.

Solumun yolu hastalıkları (öksürük, astım, bronşit) : Lavanta yağı buharının antibakteriyel özellikleri sayesinde solunum yolu hastalıklarına iyi geldiği bilinmektedir. Öksürüğün giderilmesine, balgamın atılmasına ve daha rahat nefes alınmasına yardımcı olur.

Sindirim sistemi hastalıkları: Lavanta mide ve safra salgılarını arttırarak sindirime yardımcı olur. Hazımsızlık, gaz, kusma, ishal ve mide sancılarının giderilmesinde etkilidir.

Uyarılar


Lavanta yağının cilde sürekli uygulanmasının erkek çocuklarında jinekomasti yani meme büyümesine neden olabilmektedir

Hamilelik ve emzirme döneminde lavanta kullanımının güvenilirliğine ilişkin yeterli veri bulunmamaktadır. Bu konuyu doktorunuza danışmanız önerilmektedir. 

Folik Asit İçeren Besinler Listesi

Folik asit içeren besinler


Folik asit B grubu vitaminlerden biridir. B9 ya da folat olarak da adlandırılır. Folik asit suda eriyen ve vücutta depolanmayan bir vitamindir. Bu sebeple günlük olarak alımı gerekmektedir. Dünyada folik asit eksikliği en sık rastlanan vitamin eksikliğidir. Folik asit içeren besinlerden zengin bir şekilde beslenmek eksikliğinin oluşmasını engellemedeki en etkili yoldur.

Folik asit DNA ve RNA sentezi ve onarımda görev alır, hücrelerin hızlı bölünmesini sağlayarak büyümeye yardımcı olur. Yeni hücrelerin oluşumuna yardım eder. Kırmızı kan hücrelerinin oluşumunda rol alır ve anemi riskini azaltır. Hamilelerde bebeğin beyin ve sinir sisteminin gelişimini sağlayarak spina bifida gibi doğumsal kusurların önlenmesini sağlar. Belleği kuvvetlendirir. Folik asit eksikliğinin kalp hastalıkları ve inme, mide kanseri başta olmak üzere bazı kanser tipleri, anemi, doğumsal kusurlar, büyüme geriliği, depresyon, hafıza sorunları, kemik erimesi ve alerjik hastalıklar açısından risk faktörü olduğu kabul edilmektedir.  

Folik asit eksikliğinin belirtileri arasında unutkanlık, halsizlik, iştah ve kilo kaybı sayılmaktadır.

Folik asit içeren besinler listesi


Koyu yeşil renkli sebzelerde folik asit bol miktarda bulunur.

Folik asit içeren besinlerin başında koyu yeşil yapraklı sebzeler gelmektedir. Ispanak, roka, marul gibi sebzelerden 100 gram tükettiğinizde günlük folik asit ihtiyacınızın %25-%50 si karşılanmış olur.

Bunlarla birlikte aşağıdaki listede en çok folik asit içeren yiyecekler listelenmiştir. Folik asit suda eriyen bir vitamin olduğu için uzun pişirme süreleri besinlerdeki folik asitin kaybına neden olur. Bu yüzden yiyecekleri olabildiğince çiğ olarak tüketmekte fayda bulunmaktadır.

  • Ayçekirdeği: 100 gram ayçekirdeği günlük ihtiyacın %60’ını karşılar. Fazla kalorili olduğu için az miktarlarda tüketmekte fayda var.
  • Bamya
  • Bezelye: 100 gram bezelye yediğinizde günlük folik asit ihtiyacınızın %16’sı karşılanmış olur.
  • Börülce
  • Brokoli
  • Brüksel lahanası
  • Domates
  • Ekmek mayası
  • Enginar
  • Ispanak
  • Karaciğer: Hamile kadınlar karaciğer tüketmek gerekir. Kuzu, dana , tavuk ve hindi karaciğeri tüketilebilir. 100 gramı günlük folik asit ihtiyacının tamamını karşılar.
  • Karnabahar
  • Kestane: 100 gram kestane günlük gereksinimin %28’ini karşılamaya yeterlidir.
  • Keten tohumu
  • Kuşkonmaz
  • Lahana
  • Marul
  • Maydanoz: 100 gram maydanoz günlük folik asit ihtiyacının %38’ini karşılar.
  • Mercimek: 100 gram mercimek günlük folik asit gereksiniminin yaklaşık yarısını karşılar. Kuru baklagillerin hepsi çok iyi miktarlarda folik asit içerirler.
  • Taze ve kurutulmuş meyveler iyi düzeyde folik asit içerir. Portakal, avakado, muz, papaya ve kivide biraz daha fazladır.
  • Pancar
  • Roka
  • Süt
    Kuru Börülce en iyi folik asit kaynaklarından biridir.
  • Tahin: 100 gram tahin günlük folik asit ihtiyacının %25’ini karşılar.
  • Tam tahıllı buğday ekmeği
  • Yer fıstığı: 100 gram yer fıstığı yiyerek günlük ihtiyacın %36’tısı karşılanabilir. Diğer yağlı tohumlar da iyi folik asit kaynaklarıdır. Ceviz, badem, fındık vs. günlük ihtiyacı karşılama oranı %20-%30 arasındadır. Yüksek kalorileri sebebiyle kontrollü tüketilmeleri önerilir.
  • Yumurta sarısı

Günlük önerilen folik asit miktarı 200 mcg’dir. Risk gruplarında ise günlük 400 mcg folik asit alımı önerilmektedir.

Uyarılar


Yukarıdaki besinlerden zengin bir beslenme folik asit eksikliği riskini azaltır. Folik asit eksikliği özellikle hamileler, emzirenler, doğum çağındaki kadınlar, alkol ve sigara kullananlar, karaciğer ve böbrek hastalarında görülebilir. Ayrıca sara, diyabet, ülseratif kolit, kanser ve römatoit artrit hastalıklarında kullanılan bazı ilaçlarla sebebiyle de folit asit eksikliği yaşanabilir.

Çok fazla folik asit alımı B12 yetersizliği yapabilir. B12 eksikliğine bağlı oluşan anemi görülebilir. B12 eksikliği sinir sisteminde de hasarlara yol açabilir. Özellikle B12 emilimi yaşlılıkta azaldığı için yaşlılarda bu risk daha fazladır.

Ülkemizde en çok tercih edilen sıcak içecek olan siyah çayı fazlaca içmek folik asit emilimini olumsuz etkiler ve folik asit eksikliğine neden olabilir. 

Argan Yağının Saçlara, Cilde Faydaları Nelerdir?

Argan yağının saçlara ve cilde faydaları


Argan yağı dünyada sadece Fas’ın güneybatı bölgesinde yetişen argan ağacının meyvesinden elde elden nadide bir yağdır. Son yıllarda bu yağa olan ilgi artmış ve ABD’de New York Times gazetesinin argan yağı için “sıvı altın” yakıştırmasıyla popüleritesi daha da artmıştır.

Argan yağının faydaları arasında cilt, saç ve tırnak sağlığı ön plandadır. Bu sebeple genel olarak kozmetik amaçlı kullanılmaktadır. Diğer yandan beslenme yoluyla alınmasının kanser, kalp hastalıkları ve inflamatuar hastalıklara karşı koruyucu etkileri olduğunu gösteren çalışmalar bulunmaktadır.

Argan ağacı geç büyüyen ve meyve veren bir ağaçtır. 150-200 yıl kadar ömrü olan bu ağaçlar ilk meyvelerini 30 yaşından sonra vermeye başlar. Argan ağacı yok olma tehlikesi altında olduğundan Unesco tarafından koruma altına alınmıştır. Argan yağı az üretilir ve bu sebeple en pahalı yağlardan biridir diğer yandan buna tezat olarak Fas’ın en fakir bölgesinde üretilmektedir. 

Argan ağacının meyveleri keçilerin en sevdiği yiyeceklerdendir.


Faslıların yemek ve salatalarda kullandığı argan yağı dünyada genellikle kozmetik amaçlarla kullanılmaktadır. Argan yağı pek çok ünlünün güzellik sırlarından biridir.

Argan yağının saçlara faydaları


Argan yağı saçlara ipeksi bir yumuşaklık ve parlaklık kazandırır. Kurumuş, sertleşmiş, yıpranmış ve matlaşmış saçlara argan yağı uygulayarak bu sorunlarınızdan rahatlıkla kurtulabilirsiniz. Saç kurutma, fön ve düzleştirici makinelerinin zararlı etkilerine karşı saçları koruduğu, saçların uzamasını sağladığı, saç kırılmasını ve saç dökülmesini önlediği ve saçların daha kolay şekillenmesine yardımcı olduğu da argan yağının saçlara faydaları arasında sayılmaktadır. Argan yağının bir başka güzel özelliği ise diğer yağlardan farklı olarak uygulama sonrasında saçlara yağlı bir görünüm kazandırmaması.

Argan yağının cilde faydaları


Argan yağı kurumuş ve pullanmış cildi besler ve nemlendirir. Cilt enfeksiyonlarına karşı koruma sağlar. Cildin sebum üretimini düzenleyerek cildin sağlıklı bir yağlılık oranına sahip olmasına yardımcı olur. Ciltte tahrişe ve kaşıntılara neden olan alerjenlere karşı cildi korur. Fazla sebum üretimini kontrol altına alarak sivilce oluşumunu azaltır. Sivilce izlerinin giderilmesine yardımcı olur. Cilt hücrelerinin yenilenmesini uyararak, ciltte oluşan kırışıklık ve çizgilerin hafifletilmesini sağlar, cilde esneklik kazandırır. Güneşin zararlı UV ışınlarına karşı cildi korur. Egzema ve sedef hastalığı tedavisine yardımcı olabilir. Çatlaklara karşı etkilidir ve özellikle hamileliğe bağlı oluşan çatlakların giderilmesine yardımcı olabilir. Nemlendirici özelliği ile el ve ayaklardaki çatlaklara karşı da etkilidir.  

Argan Yağı


Argan yağının tırnaklara faydaları


Argan yağı tırnaklara uygulanması tırnakları güçlendirir, kolay kırılmalarını önler. Sağlıklı ve doğal olarak parlak bir görünüm kazandırır.

Argan yağının diğer yararları


Argan yağının beslenme yoluyla tüketilmesinin de faydaları bulunmaktadır. Yapılan az sayıdaki araştırmaya göre kan basıncını düşürme, insülin direnci ve kalp hastalıkları riskini azaltmada etkili olabileceği düşünülmektedir. E vitamini ve diğer bazı antioksidan maddelerden zengin oluşu sebebiyle kanserlere karşı da koruyucu etkisi bulunabilir.

Uyarılar


Argan yağı satın alırken dikkat etmelisiniz. Bu yağın soğuk sıkım ile üretilmiş olması ve satın alacağınız ürünün %100 saf argan yağı içermesi önemlidir. Soğuk sıkım üretim yağın içeriğindeki faydalı özelliklerin korunmasını sağlar. Ucuz olanları muhtemelen saf argan yağı değildir. Güvenilir üreticilerden satın almaya dikkat edin.

Mercanköşk nedir, Mercanköşkün Faydaları Nelerdir?

Mercanköşk Faydaları


Mercanköşk, Türkiye ve Orta Doğu orijinli nanegiller ailesinden şifalı bir bitkidir. Günümüzde Akdeniz havzasındaki ülkeler başta olmak üzere dünyanın pek çok yerinde yetişmektedir. Mercanköşkün yaprakları taze ve kurutulmuş olarak ayrıca mercanköşk yağı yaygın olarak kullanılmaktadır. Mercanköşk çorbalara, salatalara, et ve balıklara lezzet vermek için baharat olarak tercih edilir. Güzel kokusu sebebiyle cilt kremlerine, losyonlara, şampuanlara ve sabunlara da eklenmektedir. Lezzet ve koku versin diye kullanılmakla birlikte mercanköşk faydaları ile de dikkat çekici bir bitkidir.

Mercanköşkün en çok bilinen yararı sindirim sistemi üzerinedir. Mercanköşk çayının düzenli tüketilmesiyle aşağıdaki sindirim sistemi sorunları çözümlenebilir:
  • Sindirim enzimlerinin üretimini arttırarak sindirimin etkin bir şekilde gerçekleştirilmesini sağlar.
  • Mide ve bağırsaklarda yatıştırıcı etki yaratır.
  • İştahı düzenler.
  • Bulantıyı azaltır.
  • Bağırsak enfeksiyonlarının önlenmesi ve tedavisine yardımcı olur.
  • Sindirim sistemi kramp ve spazmlarını azaltır.
  • İshal ve kabızlık durumunda iyileştirici etkisi bulunmaktadır.



Mercanköşk antiseptik, antibakteriyel, antimantar ve antiviral bir ajan özelliği taşımaktadır. Tüm bu özellikleri sayesinde pek çok hastalığın önlenmesi ve tedavisine fayda sağlayabilmektedir.

Mercanköşk aşağıdaki hastalıklarda iyi gelebilir:
  • Gıda zehirlenmeleri
  • Sıtma
  • Tifo
  • Kızamık
  • Grip
  • Nezle
  • Kabakulak
  • Tetanoz

Kalp hastalıklarına faydaları


Mercanköşk kolesterol ve kan basıncını düşürdüğü, damar sertliği riskini azalttığı belirtilmektedir. Tüm bu durumların kalp hastalıkları için risk faktörleri oldukları bilinmektedir.

Mercanköşk anti infalamatuardır


Mercanköşün anti infalamatuar özellikleri sayesinde inflamasyona bağlı gelişen hastalıklarda etkili olabileceği bildirilmektedir. Etkili olabileceği hastalıklar arasında astım, migren, kas spazmları, baş ve diğer vücut ağrıları ile ateş bulunmaktadır. Burkulma ve kramplarda mercanköşk yağı sorunlu bölgeye uygulanabilir.

Psikolojik ve nörolojik yararları


Antidepresan ve sedatif etkisi sebebiyle mercanköşk tüketimi bazı psikolojik ve nörolojik rahatsızlıklarda etkili olabilmektedir. Uykusuzluğun giderilmesi, anksiyetenin ve stresin azaltılması ve cinsel isteğin arttırılması olası faydaları arasında gösterilmektedir.

Mercanköşkün diğer faydaları


Yukarıda belirtilen çok sayıdaki faydanın yanı sıra mercanköşk tüketiminin bağlam azaltıcı, mantar hastalıklarını önleyici, adet düzenleyici ve öncesindeki sorunları hafifletici etkileri bulunduğu ve geleneksel tıpta bu amaçlarla kullanıldığı bilinmektedir.

Aromaterapide mercanköşk yağı hiperaktivite, uykusuzluk, endişe ve gerilim hislerinin giderilmesine karşı kullanılmaktadır.

Mercanköşk çayı hazırlamak için kaynamış suya bir tatlı kaşığı kurutulmuş ya da 1 tutam taze mercanköşk ekleyip 5-10 dakika demlendirin. İsteğe bağlı olarak tatlandırmak için 1 çay kaşığı bal ekleyin.

Pancarın Faydaları Nelerdir?

Pancarın faydaları nelerdir?


Pancar antik çağlardan beri kuzey Afrika, Asya ve Avrupa’da yetiştirilen ve tüketilen koyu kırmızı renkli bir kök sebzedir. Şeker pancarı ile aynı ailenin üyesi olmakla birlikte kırmızı pancar şeker üretiminde kullanılmaz ve şeker pancarından besin değerleri açısından farklıdır.  

Özellikle hakkında son yıllarda yapılan araştırmalar onun sağlığa sayısız faydaları olduğunu göstermiştir. Pancarın faydaları arasında kan akışını iyileştirme, kan basıncını düşürme ve atletik performansı arttırma öne çıkmaktadır.

100 gram pancar yediğinizde yaklaşık 40 kalori alırsınız. Ayrıca günlük folik asit ve manganez ihtiyacınızın yaklaşık %20 sini, potasyum, bakır, magnezyum ve lif ihtiyacınızın da %10’unu karşılamış olursunuz.

Pancar betalain adlı fitokimyasal için en iyi kaynaklardan biridir. Betalainlerin antioksidan, anti inflamatuar ve detoks etkili oldukları bilinmektedir. Ancak pişirme süresi uzadıkça pancardaki betalainler kayba uğramaktadır.

Pancarın Faydaları



Kalp sağlığı ve kan basıncı


2008 ve 2010 yllarında yapılmış iki farklı çalışmada pancar suyunun kan basıncını düşürmedeki etkisi belirlenmiştir. Araştırmacılar pancarın bu etkisinin içeriğindeki nitrat sebebiyle olduğu fikrindedirler.

Demans-bunama


Yine pancar suyu ile yapılan bir çalışmada pancar suyunun beyne daha fazla oksijenin ulaşmasını sağlayarak demans, bunama hastalığının ilerlemesini yavaşlattığı belirlenmiştir. Araştırmacılar göre yaşlanmayla birlikte beynin bazı bölümlerine kan akışı azalmaktadır ancak nitrat içeriği sayesinde pancar suyu kan akışında iyileşme sağlayarak bu riski düşürmektedir.

Diyabet


Pancar suyunda bulunan alfa lipoik asitin glikoz düzeylerini düşürdüğü, insülin duyarlılığını arttırdığı ve diyabet hastalarında oksidatif strese bağlı değişimleri önlediği bilinmektedir. Alfa lipoik asitin diyabet hastalarında görülebilen uyuşama problemlerini de azalttığı araştırmalarla gösterilmiştir.

Kabızlık ve sindirim sistemi


Pancar, yüksek lif içeriği sayesinde kabızlığın giderilmesi ve sindirim sisteminin düzenli bir çalışma içine girmesine yardımcı olur.

İnflamasyon


Pancar, kolin adlı bir B vitamininden oldukça zengindir. Kolin, anti inflamatuar özelliktedir. Ayrıca yeterli kolin alımı öğrenme ve hafızanın güçlendirilmesinde çok etkilidir.


Atletik performans


Pancar suyunun egzersiz sırasında kas oksidasyonunu arttırdığı bir çalışmada gösterilmiştir. Araştırmaya göre beslenme yoluyla yeterli nitrat alımı uzun süreli dayanıklılık gerektiren sportif faaliyetlerde performansı arttırmaktadır. Araştırmada pancar suyunun 4 km bisiklet sürüşünde 11 saniye, 16 km bisiklet kullanımında 45 saniye performans arttırıcı etkisi belirlenmiştir.

Afrodizyak


Pancar antik çağlardan beri afrodizyak etkili besinlerden biri olarak kabul görmektedir. Pancar yüksek miktarda boron içeri ki boron mineralinin özellikle östrojen hormonunu arttırdığı bilinmektedir.

Pancarın yaprakları da faydalı


Pancar yapraklarını atmayın. Pancarın yaprakları da tıpkı kök pancar gibi pek çok besin ögesinden çok zengindir. Pancar yaprakları kemiklerin güçlenmesi, alzheimer hastalığı riskinin azaltılması, antikor ve beyaz kan hücrelerinin üretimini arttırarak bağışıklığın güçlendirilmesine yardımcı olur. Protein, fosfor, çinko, lif, B6,magnezyum, potasyum ve bakır gibi sayısız besin ögesini içerir.

Pancarı nasıl tüketelim?


Pancarın faydalı bazı özellikleri pişirme sırasında kaybolduğundan olabildiğince çiğ ya da az pişmiş olarak tüketilmelidir. Katı meyve sıkacağından geçirerek pancar suyu içebilirsiniz. Salatalarınıza ekleyebilir, turşusunu yapabilirsiniz. Ruslara özgü pancardan yapılan borş çorbasını da deneyebilirsiniz.

Uyarılar


Nitrat içeren sebze suları bekletildiğinde ya da yanlış depolandığında nitrat, nitrite dönüşür. Yüksek miktarda nitrit tüketimi sağlığa zararlıdır.

Yüksek nitrat alımı bazı ilaçlarla etkileşime girebilir. Eğer ilaç kullanıyorsanız bunu doktorunuza danışmalısınız.

Pancar suyu tüketmek idrarda ve dışkıda kırmızılığa neden olabilir.

Vitaminlerin Faydaları Nelerdir?

Vitaminlerin faydaları nelerdir?


Vitaminler; protein, karbonhidratlar ve yağlar gibi vücuda enerji veren makro besin ögelerinden değildir. Minerallerle birlikte mikro besin ögeleri grubunda yer alır. Vitaminler vücutta az miktarlarda bulunur. Buna karşın vücudun işleyişinde vazgeçilmez görevleri ve buna bağlı olarak ta faydaları vardır. Pek çok hastalığın önlenebilmesi için yeterli vitamin alımı şarttır.

Vitaminler yağda ve suda eriyen vitaminler olarak iki ana gruba ayrılırlar. B grubu vitaminlerle C vitamini suda eriyen vitaminlerdir, diğerleri yağda erirler. Suda eriyen vitaminler vücudun her bir noktasına kan dolaşımı aracılığıyla ulaşır. Vücutta depolanmadıkları için günlük olarak ihtiyaç kadar alımları çok önemlidir. Yağda eriyen vitaminlere kıyasla pişirme işlemi sırasında büyük ölçüde kayba uğrarlar. Yağda eriyen vitaminler ise yağ hücrelerinde depolanırlar. Depolandıkları için günlük alımları daha az önemlidir.

Vitaminlerin faydaları aşağıdaki bölümde her bir vitamin için ayrı olarak tanımlanmıştır.

A vitamini


Antioksidandır. Vücudu toksin maddelerin zararlı etkilerinden korur, kanser riskini azaltmaya ve erken yaşlanmayı önlemeye yardımcı olur. Göz sağlığı için faydalıdır. Özelikle yaşlanmaya bağlı görülen makula dejenerasyonuna karşı koruma sağlar. Hücre ve dokuların gelişiminde rol alır ve bu sebeple büyüme ve gelişme döneminde yeterli alımı önemlidir.

B1 vitamini


B1 vitamini enerji metabolizmasında görev alır. Yani protein, karbonhidrat ve yağların enerjiye dönüşmelerinde rol oynar. Kalp hastalıklarından korunmaya yardımcıdır.

B2 vitamini


Enerji metabolizmasında görevlidir. Eksikliği katarakta, cilt kuruluğuna ve pullanmaya neden olur. Sinir sistemini destekler.

B3 vitamini


Enerji metabolizmasında rol oynar. Enzimlerin oluşumunda rol alır. Hafızayı güçlendirir. Eksikliği zihin bulanıklığı, yüksek tansiyon, baş ve karın ağrısı yapabilir.

B5 vitamini


Tıpkı diğer B grubu vitaminler gibi enerji oluşumuna yardımcı olur. Eksikliği cilt bozuklukları ve saçlarda ağarmaya neden olur.

B6 vitamini


Vücutta serotonin yani mutluluk hormonu seviyesinin yükseltilmesine yardımcı olur. Depresyonu önler. Enfeksiyonlarla mücadeleye yardımcı olur. Eksikliğinde sinirler hasara uğrar, depresyon ve mide bulantısı oluşabilir.

B7 vitamini


Biotin olarak ta bilinir. Enerji metabolizmasında rol oynar. Eksikliği halsizlik ve depresyona neden olabilir. Saç, cilt ve tırnak sağlığı için faydalı bir vitamindir.

B9 vitamini - Folik asit


Folik asit ya da folat hücrelerin oluşumunda rol alır. Kalp hastalıkları ve anemiden korunmaya yardımcı olur. Eksikliğinde spina bifida gibi doğumsal kusurlar ve büyümede gerilik oluşabilir.

B12 vitamini


Kırmızı kan hücrelerinin yapımında görev alır. Enerji oluşumunda rol oynar. Yorgunluk, anemi ve hafıza yetersizliğine karşı yeterli B12 alımı önemlidir. Hayvansal besinleri tüketmeyenler ya da az tüketenlerde eksikliğine sık rastlanır.

Kolin


B grubu vitaminlerden kolin beyin ve hafıza üzerinde etkilidir, sağlıklı beyin fonksiyonları için gereklidir.  Kolesterol ve trigliseridin düşürülmesine yardımcıdır. Bazı kanser türlerine karşı koruma sağlar.

C vitamini


Yara ve kesiklerin iyileşmesine yardımcıdır, bağışıklık sistemini destekler, damarların yapısını güçlendirir ve kalbi korur.  Antioksidan bir vitamindir, kanserler başta olmak üzere pek çok hastalığın önlenmesine yardımcı olur. Yaşlanmayı geciktirir.

D vitamini


Kemikler ve dişler için gereklidir. Vücutta kalsiyum emilimini arttırır. Eksikliği kemik erimesine neden olur. Özellikle yaşlılıkta yeterli alımı çok önemlidir.

E vitamini


E vitaminine ilişkin çok sayıda araştırmaya göre kanser, kalp hastalıkları ve alzheimer gibi pek çok hastalığa karşı koruyucu rolü bulunmaktadır. Antioksidan bir vitamindir. Serbest radikallerin zararlı etkilerinden vücudu korur.

K vitamini


Kanın pıhtılaşmasını sağlar. Eksikliğinde dişeti ve burun kanamaları görülebilir. Kemik sağlığının korunmasına yardımcı olur. Enerji oluşumunda rol alır. Aşırı adet kanamaları ve adet ağrılarını önlemeye yardımcıdır. Böbrek taşı önlemede de etkilidir.

Diyet Nedir, Sağlıklı Diyet Nasıl Yapılır?

Bu yazıda diyet nedir ve diyet nasıl yapılır sorularının yanıtlarını ve böylece bugüne kadar uyguladığınız yanlış diyetlere son vererek sağlıklı ve gerçekçi yollardan nasıl kilo verebileceğinizin ipuçlarını bulacaksınız.

İnternet ortamında diyet yapma konusunda pek çok yazı bulunmakta. Hemen baştan belirtmeliyim ki bunların pek çoğu sağlıksız ve işe yaramaz diyetlerdir. Muhtemelen sizin de denediğiniz, başarısızlıkla sonlandırdığınız ve hayal kırıklığına uğradığınız diyet programları olmuştur. Çünkü diyet kavramı ve onun etrafında gelişen sektör büyük ölçüde ticarileşmiş ve insanların duygularını, paralarını sömürmeye dönük bir yapıya dönüşmüştür. Kendinizi bu tuzaklardan uzak tutabilmek ve sağlıklı diyet için bu yazıdaki önerilere kulak vermenizi içtenlikle dilerim. Böylelikle kilo verme hedeflerinize daha sağlıklı ve kalıcı bir yoldan ulaşmanız büyük olasılıkla mümkün olacaktır.

Diyet nedir?


Diyet kavramı çoğu zaman katı kuralları olan, düşük kalori içeren veya bazı yiyeceklerin yasaklandığı beslenme düzeni olarak değerlendirilir.  Aslında diyet kelimesi bir insanın ya da hayvanın yediği ve içtiği her şeyi kapsar.  İsterseniz günde binlerce kalori tüketin isterseniz bin kalori gibi çok az kalori alın bunların her ikisi de diyet tanımı içindedir. Gün içinde tükettiğiniz her şey uyguladığınız diyeti oluşturur ve diyetiniz sizi şişmanlatabilir, zayıflatabilir, mevcut kilonuzu korumanızı sağlayabilir, hastalanmanıza yada sağlıklı kalmanıza neden olabilir.

Standart diyetler dışında hastalıklara özel uygulanan diyetler de bulunur. Örneğin diyabet hastasıysanız uygulamanız gereken özel bir diyet programınız olmalıdır. Ya da profesyonel bir sporcunun da kendine has bir diyet programı olması gerekir.  Çok zayıf bir kişiye de kilo alması için kilo alma diyeti uygulanır. Bizim burada odaklanacağımız diyet ise kilo verme amaçlı yapılan diyetlerdir. 



Diyet nasıl yapılır? Sağlıklı diyet nasıl olur?


Bir diyete başlamadan önce o diyetin sağlığınız ve kilo verme hedefiniz üzerinde nasıl etkileri olabileceği hakkında fikriniz olmalıdır. Sağlıklı bireyler ya da herhangi bir kronik hastalığı olmayan kişiler bir zayıflama diyetini uygulamaya başlamadan önce o diyetin gerçekçi, kalıcı ve sağlıklı bir yöntem olup olmadığını aşağıdaki sorulara vereceği cevaplarla ulaşmalı ve yanlış bir diyet uygulayarak zaman, emek ve en önemlisi sağlık kaybına uğramamalıdır.

Önerilen diyeti ne kadar süreyle uygulayacaksınız?

Size önerilen diyet örneğin 2 haftalık ya da 3 aylık bir diyet ise onu elinin tersi ile itin. Özellikle çok kısa süreli olanlardan arkanıza bakmadan kaçın. Çünkü bu diyetler beslenmenizde kalıcı değişiklik yaratmayacaktır. Diyeti bıraktığınızda eski beslenme alışkanlıklarınıza geri döner, katı bir diyetten çıktığınız için özlemle yiyeceklere saldırır ve verdiklerinizden daha fazlasını geri alırsınız.

Önerilen diyette yasaklar var mı?

Diyette yağ ya da karbonhidratlar yasak ise uzak durun. Çünkü her besin ögesinin vücuttaki görevi faklıdır ve eksikliği vücudun sağlıklı işleyişini en iyi ihtimalle aksatır. Çok sevdiğiniz ama sağlıksız ve kilo almanıza neden olan şekerli, yağlı yiyeceklere bir sınırlama getirilebilir ama tamamen yasaklama uygulanabilir değildir. Yapacağınız diyetin sizi çılgına çevirecek katı kuralları olmamalıdır. Bu durum psikolojinizi bozarak o diyeti ve normal yaşantınızı sürdüremez hale getirecektir.

Önerilen diyette x besini abartılı olarak yer alıyor mu?

Bazı diyetler bir besinin adı ile anılır. Örneğin lahana diyeti, ayran diyeti gibi  diyetler bu gruptadır. Bütün gün size o besin ağırlıklı bir beslenme öneren bu diyet sağlıksızdır ve beslenme davranışınızda kalıcı bir farklılık yaratmayacağı için kilo verseniz dahi o kiloları kısa sürede tekrar geri alırsınız. Kilo verme konusunda hiçbir besin tek başına mucize yaratamaz. Önemli olan her besinden tüketerek hem vücudun sağlıklı işleyişinin korunması hem de sürdürülebilir bir beslenme ile kilo verme ve verilen kiloda kalma hedeflerinin sağlanmasıdır.

Önerilen diyet günlük kalori ihtiyacınıza ne kadar uzak?

Her kişinin yaşı, boyu, fiziksel aktivitesi vs. gibi farklı kriterlere bağlı olarak  gereksinim duyduğu günlük kalori miktarı farklıdır. Kilonuzu durağan halde tutacak olan günlük kalori gereksinimizin çok altındaki bir diyet önerisinden uzak durun. Yani günlük kalori ihtiyacınız 2000 kalori ise ve size 1000 kalorilik bir diyet öneriliyorsa bunu reddedin. Çünkü böyle bir diyete başlarsanız hem sürdüremezsiniz hem de metabolizmanızı yavaşlatarak diyeti bıraktığınızda verdiğinizden fazlasını geri alırsınız.

Önerilen diyetin öğün düzeni nasıl?

Bir diyet kahvaltı içermiyorsa, günde 1 yada 6-7 öğün öneriyorsa ve öğünlerin zamanında alınması gerektiği belirtilmiyorsa bunlardan da kaçının. İdeal öğün düzeni 3 ana öğün şeklindedir. Öğün atlanarak ya da çok sık yemek yiyerek kilo verme hedefinize ulaşmanız çok zor ve sağlıksızdır.

Önerilen diyet beraberinde diyet hapları da tavsiye ediyor mu?

Zayıflattığı iddia edilen diyet haplarının bilimsel dayanakları yoktur ya da son derece zayıftır. Yağ yakan hap vs bunlardan uzak durun ve esas yapmanız gerekeni yapın. Yani beslenme alışkanlıklarınızı yavaş ama kalıcı bir şekilde değiştiren, yavaş ama kalıcı bir şekilde zayıflatan diyetleri uygulayın.

UYARI

Faydalar.blogspot.com'da yer alan bilgiler bilimsel çalışmalar ve geleneksel tedavi yöntemlerinden derlenmekle birlikte herhangi bir hastalığı tanı, tedavi, bakım ve önlenme amacı taşımamaktadır. Buradaki bilgiler doktora danışılmadan kullanılmamalıdır. Okuduğunuz içerikler ile ilgili bilgi, deneyim ya da sorularınızı yazıların altnda bulunan yorum bölümüne yazarak katkıda bulunmanızdan mutluluk duyarız.