En Çok Protein İçeren Besinler

En çok protein içeren besinler


Protein, insanın beslenme yoluyla alması gereken temel besin ögelerinden biridir. İnsan vücudunun her hücresinde protein bulunur ve ona ihtiyaç duyar. Protein, tüm doku ve organlarda, kaslarda, kanda, deride, saçlarda, gözlerde, kemiklerde ve hatta tırnaklarda bile bulunur ve bunların hiçbiri proteinsiz olarak işlevlerini yürütemez. Hücre ve dokuların korunması, güçlenmesi, yenilenmesi, yıpranmış hücre ve dokularının onarılması ve metabolizmamızın daha etkin çalışmasında protein görev alır. Vücutta sudan sonra en fazla bulunan madde proteindir. İnsan vücudunun %20’ye yakını proteindir.

Protein, aminoasitlerden oluşur ve bu aminoasitler farklı türlerde, sayıda ve kombinasyonlarla bir araya gelerek farklı proteinleri oluştururlar. Doğada 300 kadar aminoasit bulunur ancak insan vücudu bunlardan 20 sini kullanır ve bu 20 aminoasitten 9 tanesi insan vücudu tarafından üretilemediği için besinler yoluyla alınması şarttır. Besinlerdeki proteinler, sindirimle birlikte aminoasitlere ayrışır ve bu aminoasitler ihtiyaca göre farklı şekillerde bir araya gelerek vücutta yeniden proteinlere dönüşürler.

Protein hangi besinlerde bulunur?

Beslenme yoluyla sağladığımız proteinleri bitkisel ve hayvansal kaynaklı proteinler olarak 2 kategoride değerlendirmek doğru olacaktır.

Bitkisel kaynaklı proteinler

Protein denince akla hemen et, süt ve yumurta gibi hayvansal gıdalar gelir. Oysaki bakliyatlar, tahıllar, yağlı çekirdekler ve tohumlar gibi çok iyi bitkisel protein kaynakları da bulunmaktadır. Bitkisel protein kaynaklarındaki eksiklik elzem olan aminoasitlerin tamamını içermemeleridir ve bu yüzden tam donanımlı protein kaynakları olarak kabul edilmezler. Mercimek, fasulye, soya, yulaf, kinoa ve badem iyi bitkisel protein kaynakları arasında sayılabilir.

Hayvansal kaynaklı proteinler


Hayvansal proteinler vücudun üretemediği aminoasitlerin tamamını ya da tamamına yakınını içerirler bu yüzden protein ihtiyacının karşılanmasında esas görevi üstlenirler. Hayvansal protein kaynakları doymuş yağlardan zengin olmaları sebebiyle aşırı tüketilmesi durumunda sağlığı olumsuz etkileyebilir. Bu sebeple hayvansal proteinleri tüketirken doymuş yağ oranı düşük ürünler kullanılmalıdır. Kırmızı ete kıyasla beyaz et ve özellikle balık daha fazla tercih edilmelidir.  Uzmanlar haftada kırmızı et tüketiminin 300 gram ile sınırlandırılması gerektiğini ve salam, sosis ve sucuk gibi şarküteri ürünlerinden ise kaçınılması gerektiğini belirtmektedir.

Günlük protein ihtiyacı ne kadardır?

Günlük protein ihtiyacı kişinin yaş, cinsiyet, vücut ağırlığı ve vücuttaki kas yoğunluğu gibi farklı kriterlere göre değişiklik gösterir. Sporcular, günlük olarak vücutlarının kilogram cinsinden ağırlığı kadar gram protein tüketmelidir. Yani 70 kg ağırlığındaki bir sporcu her gün 70 gram kadar protein tüketmelidir.

Bebeklerde günlük 10 gram
Okul çağı çocuklarında 19-34 gram
Ergen erkeklerde 52 gram
Ergen kızlarda 46 gram
Yetişkin erkeklerde 56 gram
Yetişkin kadınlarda 46 gram (hamilelik ve emzirme döneminde 71 gram) protein alımı önerilmektedir.

1 gram protein 4 kaloridir. Günlük toplam kalori alımınızın en az %10’u en fazla %35’i proteinden gelmelidir.

En çok protein içeren besinler listesi

1. 100 gr. hindi ve tavuk göğüs etinde 30 gr. protein bulunur. Kırmızı ete kıyasla doymamış yağ oranı daha düşüktür. Bu sebeple protein tercihinizi beyaz etten yana kullanmalısınız.

2. 100 gr. balıkta (ton, somon vb.) 26 gr. protein bulunur. Balıklarda doymuş yağ çok az ve doymamış yağlardan omega 3 iyi miktarlarda bulunur.  Bu yüzden proteinli besin tercihinin en üstünde yer almalıdır.

3. 100 gr. peynirde (sert türlerde) 32 gr. protein bulunur.

4. 100 gr. yağı alınmış kırmızı ette: 36 gr. protein bulunur.

5. 100 gr. bakliyatta (fasulye, nohut vb.) 15 gr. protein bulunur.

6. 100 gr. yumurtada (2 yumurta) 13 gr. protein bulunur. Yumurta elzem tüm aminoasitleri içerir ve biyoyararlılığı en yüksek protein kaynağıdır. Kahvaltılarınızda haşlanmış yumurta ya da omlet bulundurmalısınız.

7. 100 gr yoğurtta ve sütte 4 gr. protein bulunur.

8. 100 gr kabak çekirdeğinde 33 gr. protein bulunur.

9. 100 gr. bademde 21 gr. protein bulunur

10. 100 gr. mercimekte 9 gr. protein bulunur.

Protein ve zayıflama

Protein içeren besinleri herkesin tüketmesi gerekmekle birlikte zayıflamak isteyen kişiler için özellikle iyi bir tercihtir. Çünkü proteinden zengin besinler metabolizmayı hızlandırır ve daha uzun süreli tokluk sağlarlar. Zayıflamak isteyen kişiler protein kaynağı besinleri tüketirken besinin yağ içeriğine de dikkat etmelidir. Aksi takdirde yağların fazla kalori alımına neden olacağı unutulmamalıdır.

Tarçının Faydaları Nelerdir?

Tarçının faydaları nelerdir?


Anavatanı olan Çin’de bin yıllardır şifalı bir besin olarak kabul edilen ve son yıllarda yapılan bilimsel araştırmalarla faydaları ispatlanan tarçının, Seylan ve Çin tarçını olarak 2 çeşidi bulunmaktadır. Seylan tarçını daha pahalıdır ve tat-aroma yönünden Çin tarçınından üstündür. Saylan tarçını, Çin tarçınına göre daha açık renklidir. Seylan tarçını aşırı kullanımının toksik etkiye sahip olduğu kumarin adlı maddeyi içermemesi sebebiyle tercih edilmesi gereken tarçın türüdür. Türkiye’de piyasada satılan tarçınların cinsi nedir bilemiyorum ama daha ekonomik olması sebebiyle Çin (kasia) tarçını olduklarını tahmin etmek güç değil.

Tarçını mutfağınızda hiç bulundurmuyor ya da bulundurmanıza rağmen yeteri kadar tüketmiyorsanız, tarçının faydaları hakkında yeterli bilgiye sahip değilsiniz demektir. Aşağıda belirtilen tarçının yararları hakkındaki bilgilerden sonra daha fazla tüketmek için gayret göstereceğinize eminim.

Tarçının Sağlığa Faydaları

Bakteriyel ve mantar enfeksiyonları
Kasia tarçınında bulunan cinnamaldehyde adlı kimyasal bileşiğin bakteriyel ve mantar enfeksiyonlarına karşı etkili olduğu yönünde veriler bulunmaktadır.

Kan şekeri ve diyabet
Tarçının kan şekerini düzenlediğine ilişkin sayısız bilimsel çalışma mevcut. Kan şekerini düzenlemesi sebebiyle özellikle diyabetliler için faydalı bir besin. Aslına bakarsanız sağlıklı beslenmeyen herkesin tarçın tüketimini arttırarak kan şekerini düzenlemesinde fayda var çünkü günümüz beslenmesinde kan şekerini yükselten basit karbonhidratlar çok fazla tüketiliyor.

Bir araştırmaya göre günde 6 gram tarçın tüketen tip2 diyabet hastalarının serum glikoz, trigliserid, LDL kolesterol ve toplam kolesterol seviyelerinde düşüş olduğu belirlenmiştir. Bir başka çalışmada da tarçın ekstresi kullanan hastaların açlık şekerlerinde düşüş görülmüştür.

Alzheimer Hastalığı
Tel Aviv Üniversitesi’nde yürütülen bir çalışmaya göre tarçının alzheimer hastalığını önleyici etkisi bulunmaktadır. Araştırmacılar tarçın kabuğunda bulunan CEppt adlı özütün bu hastalığın önlenmesinde faydalı olduğunu belirtmektedir.

Kalp sağlığı
LDL yani kötü kolesterolü ve trigliseridi düşüren tarçın bu özelliği ile kalp ve damar hastalıklarına karşı koruyucu etkisi vardır.

HIV
Hindistan’da yapılan bir çalışmada tarçın kullanımının HIV1 ve HIV2 virüslerine karşı bağışıklık siteminin tepkisini güçlendirdiği yönünde bulgular elde edilmiştir.

Ülser
Enfeksiyonlara karşı koruma sağlar. Yapılan çalışmalar tarçının ülsere neden olan patojenlere karşı etkili olduğunu göstermektedir.

Multipl Skleroz (MS)
Rush Üniversitesi’nden bilim insanları tarçın kullanımının MS hastalığının yıkıcı etkisini azaltabileceğini ve tarçının bu hastalığın tedavisinde kullanılan pahalı ilaçlara alternatif oluşturabileceğini söylüyor.

Kanser
Teksas Üniversitesi'nde yapılan bir çalışmada tarçının kanser hücrelerinin çoğalmasını engellediği görülmüştür. 

Kısırlık
İçeriğindeki fitokimyasallar sayesinde kadınlarda seks hormonlarını dengelediği ve kısırlığı önlediğini gösteren çalışmalar bulunmaktadır. 

Gıda koruyucu
Tarçın bakterilerin çoğalmasını engellemede etkilidir. Yemeklerinize ekleyeceğiniz tarçın onların bozulmasını önlemede etkili olacaktır.

Hafıza ve bilişsel fonsiyonlar
Tarçının kronik yangıya bağlı gelişen nörolojik hastalıklara karşı etkili olduğu bilimsel çalışmalarda gösterilmiştir. Bu çalışmalar tarçının özellikle parkinson, beyin tümörü ve menenjit gibi nörodejeneratif hastalıklara karşı etkisini vurgulamaktadır. 
Bir çalışmaya göre tarçın koklamak bilişsel fonksiyonları ve hafızayı güçlendirir.

Zayıflama
Tarçın tüketmek kanı inceltir ve kan dolaşımını hızlandırır. Kan akışının hızlanması demek metabolizmanın hızlanması demektir ki kilo vermede metabolizmayı hızlandırmak en etkili yoldur.

Tarçının besin değerleri

10 gram tarçın için;

Kalori: 24.7 kcal
Yağ: 0.12 gram
Karbonhidrat: 8.06 gram
Protein: 0.4gram

Uyarılar

Tarçında bulunan kumarin maddesinin aşırı alımı karaciğer hasarına neden olabilmektedir. Kasia tarçınındaki kumarin oranı %4, Seylan tarçının da ise %0.04’tür. Ayrıca kan incelten ilaçları kullanan kalp hastalarının aşırı tarçın tüketiminden uzak durmaları önerilmektedir.

Kinoa Nedir, Kinoa Faydaları Nelerdir?

Kinoa nedir? Kinoanın faydaları nelerdir?


Kinoa ülkemizde pek bilinmese de dünya onu süper gıdalardan biri olarak kabul ediyor. Ana vatanı olan Güney Amerika’da çok yaygın olarak İknalar zamanından beri tüketilen Kinoa’yı dünya, Birleşmiş Milletler Tarım ve Gıda Örgütü’nün 2013’ü Uluslararası Kinoa yılı ilan edilmesiyle birlikte tanıdı. Kinoanın bu ünvanı alması hiç şaşırtıcı değil çünkü sağlığa faydaları çok fazla...

Kinoa teknik olarak bir tahıl olmamakla birlikte iyi bir tahıl alternatifi. Onu özel kılan pek çok değer bulunmakta ve esas olarak gluten içermemesi en dikkat çekici özelliği. Böylece gluten içeren tahılları tüketemeyenlerin (çölyak hastalarının) kurtarıcısı. 

Kinoa besin değerleri

Besin değeri çok yüksek kinoa susam büyüklüğünde beyaz, sarı, siyah, kahverengi, kırmızı ve mor renklerde tanelerden oluşabiliyor. Kinoa’yı diğer tahıllardan ayıran özelliği proteinden zengin oluşu. Eşdeğer miktardaki tahıllara kıyasla yaklaşık 2 kat fazla protein ve besinler yoluyla alınması gereken 9 esansiyel aminoasitin tümünü içeriyor. Bu açıdan bakıldığında vejetaryenlar, veganlar veya yeterli et tüketmeyenler için harika bir besin. Bunun yanı sıra kalsiyum, bakır, manganez ve magnezyum için çok iyi, B grubu vitaminlerin pek çoğu, E vitamini ve diyet lifi için ise iyi bir kaynak. 100 gram kinoa 368 kalori; 14 gram protein, 6 gram yağ, 64 gram karbonhidrat ve 7 gram lif içeriyor.

Kinoa faydaları

Mide-bağırsak sağlığı
Kinoada bulunan çözünmez lifler bağırsak hareketlerinin düzenlenmesini sağlar. Hacimli dışkılamaya yardımcı olur ve yetersiz lif alımına bağlı gaz, şişkinlik ve ağrı risklerini azaltır.

Safra taşı oluşumunu azaltır
Lifli besinler safradan asit salgılanmasını azaltarak sarfa taşı oluşum riskini düşürmektedir. Kapsamlı bir çalışmaya göre liften zengin beslenenlerde safra taşı görülme olasılığı %20 düşmektedir.

Antioksidan özelliği
Manganez ve bakır minerallerini yoğun miktarda içeren kinoa bu minerallerin hücrelerde hasarı önleyici enzim üretimine katkısı sayesinde antiksidan etkilidir. Bu antioksidanlar kanserler, kalp hastalıkları ve yangısal hastalıkların önlenmesine yardımcı olurlar.

Enerji verir
Kinoa B2(riboflavin) vitamininden zengindir. Bu vitamin vücutta enerji üretiminde görev alır.

Migren ağrılarını giderir
Magnezyum minerali kan damarlarını rahatlatır. Magnezyumdan zengin olan kinoa bu sayede vasküler baş ağrılarının hafifletilmesine yardımcı olacaktır.

Zayıflamaya yardımcıdır
Lif ve proteinden zengin besinler kalıcı tokluk sağlarlar. Kinoada her ikisi de son derece bol miktarda bulunur. Yapılan bir araştırmaya göre tüm diğer tahıllardan daha fazla doygunluk sağladığı görülmüştür.

Kinoayı her yerde bulmak pek mümkün değil ama satışını yapan kaliteli marketler ve internet siteleri mevcut. Nasıl tüketileceği konusunda ise yine internet ortamında pek çok tarif bulmak mümkün.  Aslında kısaca diğer tahılları tükettiğiniz her şekilde kinoayı da tüketebilirsiniz.

Kinoa pilavı yaparken 1 bardak kinoaya 2 bardak su ölçüsünü kullanın.15 dakikalık pişirmeden sonra kinao pilavınız hazır olacaktır.

Narın Faydaları Nelerdir?

Narın faydaları nelerdir?


Nar, dünyanın bilinen en eski meyvelerinden biridir ve ana vatanı olan Avrasya’da bereket, sağlık ve güç simgesi olarak kabul edilir. Nar, kutsal kitaplarda da adından en çok söz edilen besinlerden biridir. Narın sert kabuğunun altında bulunan kırmızı taneler bekleyebileceğinizin çok üzerinde faydaları ile vücudumuz için tam bir besin deposudur. Narın faydalarına ilişkin okuyacağınız aşağıdaki bilgilerden sonra alışveriş listenize narı daha sık ekleyeceğinize eminim.

Narın besin değerleri

Narın Faydaları

Nar lif, vitamin ve mineral zengini bir besindir. Pek çok popüler meyveden daha fazla lif içerir. Örneğin 1 orta boy narda 11 gram lif bulunur ki bu 1 orta boy muzda bulunan lif miktarından 2 kat fazladır. 1 orta boy nar tüketerek günlük lif, C ve K vitaminleri ihtiyacınızın yaklaşık yarısını karşılamış olursunuz. Ayrıca 1 nar günlük folat ihtiyacınızın %24’ünü, bakır ihtiyacınızın %20’sini, potasyum ihtiyacınızın %17’sini ve manganez ihtiyacınızın %15'ini karşılar. Nar ayrıca E, B1, B2 ve B6 vitaminleri ile demir, fosfor, magnezyum ve çinko gibi minerallerini de içerir. 1 orta boy narda 130 kalori bulunmaktadır. Çekirdekleri tüketilmediğinde kalori miktarı 105’e düşer çünkü bu çekirdeklerde faydalı yağlar bulunur. Nar çekirdekleri narın lif ve protein yoğunluğunu da bünyesinde barındırır.

Nar ile ilgili araştırmalar ve narın faydalarına ilişkin veriler

Cilt kanserinden korunma ve cilt güzelliği
2009 yılında yapılan bir araştırmaya göre nar suyu ve yağı cildimizi solar radyasyondan koruyor. Yani güneşe aşırı maruz kalmaya bağlı görülen cilt kanserlerine karşı etkili oluyor. Araştırmacılar nardaki antosiyanin ve tanenler adlı fitokimyasalların antioksidan ve anti tümör etkilerinin bunu sağladığını düşünmekteler. Bu fitokimyasallar aynı zamanda yaşlanma karşıtı etkiye sahipler ve Alzheimer gibi dejeneratif hastalıkların oluşumunu engellemede rol oynarlar.

Bir başka çalışmada ise deriye nar ekstresi sürülmesinin, deri tümörlerine karşı koruyucu olabileceği bildirilmiştir.

Nar tüketimi deride elastin ve kolajen üretimini sağlayarak cildi yumuşatır, genç ve güzel görünmenize yardımcı olur.

Narın Antioksidan Gücü ve Diğer Kanserler
Antioksidanlar hücrelerimize saldıran serbest radikallerin olumsuz etkileri ile mücadele eden moleküllerdir. Hücrelerin anormalleşerek tümör oluşma riskini ve hücre yıkımını azaltır. Antioksidan içeren yiyeceklerle beslenenler daha sağlıklı ve yaşlılık etkilerinin azaldığı bir yaşam sürdürebilirler.

Türkiye’de yetiştirilen bazı meyvelerin (elma, ayva, üzüm, armut ve nar) antioksidan aktivitelerini belirlemek üzere yapılan çalışmada, narın % 62.7 ile en yüksek antioksidan aktiviteye sahip olduğu, bunu ayva (% 60.4),üzüm (% 26.6), elma (% 25.7) ve armutun (% 13.7) izlediği tespit edilmiştir. Bir başka çalışmada, ABD’de marketlerde satılan nar suyuyla birlikte elma, vişne, portakal, açai, üzüm, kızılcık ve ahududu meyve suları ile kırmızı şarap ve buzlu çayın antioksidan etkileri araştırılmış. Bu içeceklerin eşit miktarlarının antioksidan etkileri ölçülmüş. Nar suyunun diğer içeceklerin hepsinden en az %20 daha fazla antioksidan etkiye sahip olduğu raporlanmıştır. Yapılan çalışmalar nar çekirdeğindeki antioksidan bileşiklerin prostat, meme, kolon, akciğer ve deri kanserine karşı etkili olduğunu ortaya koymuştur. Bu çalışmaların nar çekirdeği üzerine yoğunlaşması narın çekirdekleri ile birlikte tüketilmesinin önemini işaret etmektedir. 

Kemik sağlığı
Nar suyunda bulunan enzim inhibitörleri kıkırdakların korunmasına yardımcı olur.  Kıkırdak dejenerasyonunu önleyerek orteoartrit riskni azaltır.

Anemi
Nar, yüksek demir içeriği ile kanda hemoglobin seviyelerini yükselterek anemi riskini azaltmaya yardımcı olur.

Tansiyonu ve LDL’yi düşürür

Yüksek kan basıncı(tansiyon), kalp krizi riskini arttıran en önemli etkenlerden biridir. Bilimsel çalışmalarda nar suyunun kan basıncını düşürdüğü ve damar tıkanıklığını (ateroskleroz) önlediği bulunmuştur. Bir yıl süren bir çalışmada nar suyu verilen kişilerin kan basıncının%12, damar plaklarının %30 azaldığı tespit edilirken, nar suyu verilmeyen kişilerde damar plaklarının %9 arttığı görülmüştür. Narın, içeriğinde bulunan antioksidanlar ve diyet lifi sayesinde kandaki kötü kolesterolü(LDL) düşürür. Kötü kolesterolün damarlarda tıkanıklıklar oluşturmasını önler. Bu özelliğiyle damar sertliğine karşı koruyucu ve damar esnekliğini artırıcıdır.

Bağışıklık sistemini korur

Narın yararlarından biri de bağışıklık sisteminizi güçlendirerek soğuk algınlığı gibi enfeksiyon hastalıklarına karşı koruyucu etki göstermesidir.

Sindirim sitemini destekler
Nardaki besin ögeleri antibakteriyel özellikteki enzimlerin salgılanmasına yardımcı olarak hemoroid, bağırsak parazitleri ve mide bulantısı gibi sorunların giderilmesine yardımcı olur. Nar içeriğindeki lif sayesinde sindirim sistemini düzenler ve ishali giderir. 

Kilo kontrolüne yardımcı
Nar doğal bir enerji kaynağıdır, içeriğindeki besin ögeleri sayesinde vücudu temizler ve yüksek lif içeri ile de kilo kontrolüne yardımcı olur.

Nar tüketimine ilişkin bilgiler

Tüm meyveler gibi narı da tüketmenin en doğru ve besleyici şekli doğal haliyle tüketmektir. Nar, buzdolabında besin değerini kaybetmeden 2 ay süresince saklanabilir. Meyvelerin organik olanlarını bulmak ve tüketmek en sağlıklısı. Nar alırken cüssesine göre en ağır, parlak ve pürüzsüz kabukları olanları tercih etmelisiniz. 

Trans Yağlar Hafıza Kaybına Neden Oluyor

Pek çok araştırma sonucuna göre trans yağların tüketimi sağlık açısından sorunlara neden oluyor. Bu araştırmalara bir yenisi daha eklendi ve bu çalışmanın bulgularına göre margarinlerde bulunan bu trans yağlar hafıza kaybına neden olmakta.

1000 genç ve orta yaşlı erkek üzerinde yürütülen çalışmada trans yağları en fazla tüketenler bu yağları en az tüketenlere kıyasla daha az kelimeyi hatırlayabildiler. Çalışmada teker teker 104 kart üzerindeki kelimeler gösterildi ve bu kelimeleri daha önce duyup duymadıkları ve daha önceki bir kartta gösterilip gösterilmediği soruldu. Trans yağı en fazla tüketenler, en az tüketenlere kıyasla 104 kelimelik testte 11 kelimeyi daha az hatırladılar. Toplamda kelime hatırlama başarıları %10 daha düşük çıktı. Her 1 gram trans yağ tüketim artışının 0.76 kelimenin daha az hatırlanmasına sebep olduğu belirlendi.

Araştırmayı yürüten Kaliforniya Üniversitesi yetkilileri trans yağların gıdaların raf ömrünü uzatırken insanların ömrünü kısalttığını belirttiler. Trans yağ kullanımı ile ilgili diğer çalışmalarda ise bu yağları kullanımının obezite, saldırganlık, kalp hastalıkları ve diyabet ile bağlantılı olduğu yönünde sonuçlar vermişti.

Araştırmacılardan Dr. Golomb trans yağların hiçbir yararı olmadığı gibi bunları tüketmenin metabolizmayı zehirleyici etki yarattığını belirtti. Araştırmacı Dr. O’Gara ise yediklerimizin düşünce kapasitemizi nasıl etkilediğini göstermesi açısından elde edilen bulguların anlamlı olduğunu ifade etti.

Trans yağların hafıza üzerindeki negatif etkisi neden-sonuç ilişkisi açısından netleştirilememekle birlikte araştırmacılara göre bulgular trans yağların bir şekilde hafızayı olumsuz etkilediğini göstermekte. Bazı araştırmacılar ise trans yağların vücutta oksidatif strese neden olduğununu ve hafıza kaybının bununla açıklanabileceğini düşünüyor.

Harvard Halk Sağlığı Okulu Beslenme Bölümü doktorlarından Dr. Willett ise bu yapay yağların hücrelere nüfuz ederek hücrelerin işlevini bozabileceğini belirtiyor.  Dr. Willett trans yağ kullanımının azalmasının sağlık açısından faydalı sonuçlar doğurduğunu belirterek hazır ürünlerde trans yağ kullanımının sınırlandırıldığı yerlerde kalp hastalıkları ve diyabet görülme sıklığında azalma olduğunu ifade etti.

Günlük 2 gramdan daha fazla trans yağ alınmamasını ve bu miktarın günlük tüketilen et ve süt ürünleri ile rahatlıkla sağlandığını belirten uzmanlar trans yağ tüketimindeki fazlalığın işlenmiş ürünlerin tüketimindeki artışa paralel seyrettiğini belirttiler.

Hazır ürünleri satın alırken içeriğindeki trans yağ miktarını kontrol etmek ve mümkünse trans yağ içermeyen besinleri satın almak sağlıklı beslenme adına doğru olacaktır. Tabii etiketlere de ne kadar güvenilirse… ABD’de içlerinde çerezler, hazır çorbalar ve salata soslarının da dahil olduğu 4000 ürün teste tabi tutulmuş ve etiketlerde trans yağ içermediği belirtilen bu 4000 üründün %9 unda trans yağ tespit edilmiş.

Kaynaklar:

Tahinin Faydaları Nelerdir?

Tahinin faydaları nelerdir?

Tahin, bizim gibi Ortadoğu ülkelerinin geleneksel besinlerinden biridir. Batılılar ise onu daha yeni keşfediyorlar ve tahinin inanılmaz faydalarını öğrendikçe beslemelerine dahil etmeye çalışıyorlar.

Tahin ya da tahan susamın ezilmesiyle elde edilen bir besindir. Tamamen doğal işlemlerle üretilir ve herhangi bir katkı maddesi içermez. Sağlık için sayısız faydaları olan tahinin 2 çeşitte üretimi gerçekleştirilir. Birincisi susam taneleri kepeği ile ezilerek, diğeri ise susamın kepeğinden ayrılarak ezilmesi ile yapılır. Tahinin faydalarından daha fazla yararlanmak için besin değerleri açısından en zengin kısmı olan kepek kısmını da içeren kepekli tahin tüketilmesi önerilir.

Tahinin Faydaları

Tahin kolesterol seviyelerini düşürür, bağışıklık sistemini destekler, karaciğeri temizler, kemikleri güçlendirir, anemiyi önler, vücuda enerji verir, sindirimi kolaylaştırır ve kas ve cilde esneklik kazandırır. Ceviz, badem gibi pek çok yağlı tohumdan daha fazla protein içerir. Yapılan bir çalışmaya göre günde 2 yemek kaşığı tahin yemek eklem iltihapları ve kireçlenmelerine karşı kullanılan ilaçlar kadar etkili sonuçlar vermektedir.

Bir çalışmada tip 2 diyabet hastalarında tahinin etiksi araştırılmıştır. Bu hastalarda kalp hastalıklarına bağlı yüksek ölüm oranlarının tahin tüketimi ile düşürülebileceği sonucuna varılmış çünkü araştırmada tahin tüketenlerin lipit düzeylerinde anlamlı iyileşmeler kaydedilmiştir.

Tahinin sağlığa olası faydaları

  • Tahin tam bir mineral deposudur. İçeriğinde iyi miktarda bakır, fosfor, lesitin, demir, potasyum ve magnezyum bulunur. Bakır, iltihaplanmaya iyi gelir. Romatizmal artrit ağrılarını hafifletir, şişmeleri azaltır. Magnezyum ise astım semptomlarını hafifletir.
  • Vitaminlerden zengindir. E vitamini ve B grubu vitaminlerden B1, B2, B3, B5 ve B15 tahinde iyi miktarda bulunur. Özellikle antioksidan bir vitamin olan E vitamini kanserlerden korunmanızı sağlar.
  • Tahin yoğun miktarda ama sağlıklı yağ asitleri olan omega 3 ve omega 6 içerir. Bu yağlar kalp dostudur, beyin sağlığı ve özellikle hafıza üzerinde etkilidir. Tahinin doymuş yağ oranı ise çok düşüktür. Yağlı bir besin olması sebebiyle kalorisi yüksektir. 1 yemek kaşığı tahin 85 kaloridir ve tüketirken ölçüye dikkat edilmelidir.
  • Bitkisel protein kaynakları içerisinde en iyi bir protein kaynaklarından biridir. 1 yemek kaşığı tahinde 3 gram protein bulunur.
  • Tahin, karaciğerin temizlenmesinde etkili olan metioninden zengin bir besindir.
  • İçeriğindeki antioksidan vitaminler ve fitokimyasallar oksidatif strese karşı vücudun korunmasını sağlar.
  • Çok iyi bir kalsiyum kaynağıdır. Kemik gelişimine katlı sağlar. Kemik erimesinin önlenmesine yardımcı olur.
  • Hücrelerin sağlıklı büyümesine yardımcı olur. Hücrelerin yapısını korur. Yaraların iyileşmesini hızlandırır.
  • Cilt sağlığına katkı sağlar.
  • Alkali minerallerden zengin olması sebebiyle vücudun asit-baz dengesinin düzenlenmesine yardımcı olur. Bu yolla kilo vermeye katkı sağlar.
  • İyi bir demir kaynağı olması sebebiyle demir eksikliğine bağlı kansızlığın önlenmesinde etkilidir.
  • Araştırma bulgularına göre yaşlanmaya bağlı görülen alzheimer hastalığının önlenmesi ve tedavisinde etkilidir.
  • Bağışıklığı güçlendirerek hastalıklara karşı koruma sağlar.
  • Safra taşlarının düşürülmesine yardımcı olur.
  • Anne sütünü arttırıcı etkisi bulunmaktadır.

Tahini buruk tadı sebebiyle genellikle pekmezle tüketiriz ki bu ikili çok iyi bir enerji kaynağıdır. Ancak tahini beslenmeye daha fazla dahil etmek tahinin faydalarından daha çok yararlanmak adına akıllıca olacaktır. Salata soslarına ekleyerek hem salatalarınıza lezzet hem de sağlığınıza sağlık katabilirsiniz. Tahinli çörekler ise apayrı bir lezzete kapı aralar.

Muzun Faydaları Nelerdir?

Muzun faydaları nelerdir?


Muz, dünyada en çok tüketilen meyvelerden biridir. Bu hem besin değerlerinin zenginliğinden yani faydalarından hem de kabuğunun sağladığı tüketim kolaylığından kaynaklanmaktadır. Muzu hiç yıkamadan kabuğunu soyarak yiyebilir, çantanıza atarak işte, okulda tüketebilirsiniz. 100’den fazla ülkede üretimi yapılan muz, parasal değer açısından da gıda tarımının lideridir. ABD’de elma ve portakaldan daha fazla tüketilmektedir. 

Muzun çocuklarda astımı azalttığı, böbrek, lösemi ve kolorektal kanserler gibi bazı kanser türlerine karşı etkili olduğu, kalbi koruduğu, hafızayı güçlendirdiği ve ishal tedavisine yardımcı olduğu yönünde bilimsel kanıtlar mevcuttur. 

Muzun besin değerleri

1 orta boy (125 gram) muz 1 porsiyon olarak kabul edilir ve 100 kaloridir. Yaklaşık 24 gram karbonhidrat ve 1 gram protein içerir ve yağ, kolesterol ve sodyum içermez.

B6 vitamini - .5 mg
Manganez - .3 mg
C vitamini - 12 mg
Potasyum - 250 mg
Diyet lifi - 2 g
Protein - 1 g
Magnesyum - 29 mg
Folat - 25.0 mcg
Riboflavin - .1 mg
Niacin - .8 mg
A vitamini - 81 IU
Demir - .3 mg

Yetişkinler için günlük önerilen potasyum miktarı 4700 mg’dir. Muz en iyi potasyum kaynaklarından biri olmasına karşılık 1 büyük muz günlük potasyum ihtiyacının ancak %10’unu sağlayabilmektedir.

Muzun Olası Faydaları


Muzun faydaları

Yüksek tansiyon
Sodyum alımını azaltmak ve potasyum miktarını arttırmak yüksek kan basıncını düşürmek için beslenmede yapılması gerekendir. Ne var ki ihtiyaçtan çok daha fazla sodyum ve çok az potasyum alınmaktadır. ABD’de yapılan bir araştırmaya göre toplumun ancak % 2 si günlük önerilen potasyum miktarı olan 4700mg yi karşılayabilmektedir. Türkiye’deki bir çalışmaya göre de önerilenden 3 kat fazla sodyum alınmaktadır.

Potasyum, sinir ve kas fonksiyonlarının sağlıklı çalışmasının yanı sıra vücut sıvılarının sağlıklı bir dengede bulunması için de gereklidir. Muzun içeriğindeki potasyum spor sonrası oluşabilecek kas kramplarının önlenmesine yardımcı olur.

Astım
İngiltere’de yapılan bir çalışmaya göre günde 1 muz tüketen çocuklarda astım gelişme riski %34 azalmaktadır.

Kanser
Yaşamın ilk 2 yılında tüketilen muz, portakal ve portakal suyunun çocuklarda lösemi riskini azalttığı belirtilmektedir. İyi bir C vitamini kaynağı olan muz, kansere neden olan serbest radikallerle mücadele eder. 1 orta boy muz günlük C vitamini ihtiyacınızın %15’ini karşılar. Yüksek lif içeriği sayesinde de kolorektal kansere karşı etkilidir.

Kalp sağlığı
Muzun içeriğinde bulunan lif, potasyum, C ve B6 vitaminlerinin hepsi kalp sağlığının korunmasına yardımcı besin ögeleridir. Potasyumun kan basıncını düşürücü etkisi kalp sağlığı üzerinde etkin rol oynar. Bir çalışmaya göre günde 4500 mg potasyum alanların günde 1000 mg potasyum alanlara kıyasla kalp hastalıkları riski %49 azalmaktadır.

Diyabet
Diyabetikler üzerinde yapılan çalışmalar yüksek lifli beslenmenin kan şeker düzeylerinde düşüşe neden olduğunu göstermektedir. 1 orta boy muzda 3 gram lif bulunur ki bu günlük lif ihtiyacının %10’undan fazlasını karşılar.

İshal tedavisi
İshal vücutta potasyum gibi elektrolitlerin kaybına neden olur ve bu durum ishal olan kişiyi güçsüz kılar. Muz ishal tedavisinde vücudun elektrolit dengesini sağlamaya ve sindirimi düzenlemeye yardımcı olur. Muz kolay sindirilebilir bir besin olduğu için bebeklerde katı gıdaya geçişte öncelikli tercihler arasında yer alır.

Kemik sağlığı
Muz her ne kadar kalsiyumdan çok zengin bir besin olmasa da kemik sağlığınızı korumaya yardımcıdır. Muzda bulunan fruktoolisakkaritler yani sindirilemeyen lifler bağırsaklarda probiyotik etki yapar ve alınan kalsiyumun vücut tarafından daha iyi ve fazla emilimini sağlar.

Hafıza ve ruh hali
Muz, bir amino asit olan triptofandan zengindir. Triptofan mutluluk hormonu olarak  bilinen serotonin üretimini sağlar. Araştırmalar triptofanın hafızayı koruyucu ve ruh halini düzeltici etkisi olduğunu göstermektedir. Triptofan uykuya da yardımcı olur. Gece içeceğiniz muzlu süt uyku sorunu yaşayanlar için idealdir.

Muz Tüketimi
Muzu tek başına tüketebileceğiniz gibi süt ya da yoğurt ile birlikte de yiyebilirsiniz. Meyve salatalarına, keklere ve pastalara çok yakışır.  Muzun erken kararmasını önlemek için kese kağıdında ve oda sıcaklığında muhafaza edin. Muz kabuklarını atıyorsanız muz kabuğunun faydaları başlıklı yazımızı okumanızı öneririz. 

Uyarılar
Betabloker sınıfı ilaç kullananlar beslenme de fazla potasyum alımına dikkat etmelidir çünkü bu ilaçlar kanda potasyum seviyelerini yükseltir. Böbreklerinde işlev bozukluğu olanlara da yüksek potasyumlu beslenme önerilmez çünkü vücutta potasyum birikimine neden olarak ciddi sağlık sorunlarına neden olabilir.

Kivinin Faydaları Nelerdir?

Kivinin faydaları nelerdir?

Kivi, anavatanı olan kuzey Çin’den 20. yüzyıl başlarında Yeni Zelanda’ya götürülmüş ve ekimine başlanmıştır. Amerikalı meyve ithalatçıları orijinal adı olan yang tao yerine Yeni Zellanda’nın milli sembolü olan kivi kuşuna benzerliği sebebiyle meyveye kivi adını vermişler ve bu şekilde dünyaya yayılmıştır. Kivi eşsiz lezzetinin yanı sıra sağlık adına sayısız faydalar sağlaması ile hak ettiği popülerliğe kavuştu. Kivinin faydaları arasında tansiyonu düşürme, kalp hastalıkları ve inme riskini azaltmanın yanı sıra cilt sağlığını koruyucu etkisi bulunmaktadır.

Kivinin besin değerleri (1 orta boy kivi için)


Kalori: 42
Protein: 0.8 gram
Toplam yağ: 0.4 gram
Lif: 2.1 gram
C vitamini: 64 miligram
A vitamini: 3 mikrogram
Demir: 0.2 miligram
Potasyum: 252 miligram
Folat: 17 mikrogram.

Bunların yanı sıra kivide E ve K vitaminleri, kolin, bakır, magnezyum ve fosfor mineralleri iyi miktarlarda bulunmaktadır. Kivi tüm meyveler arasında en yoğun C vitamini içeriğine sahiptir.

Kivi tüketmenin olası faydaları

Kivi portakaldan daha iyi bir C vitamini kaynağıdır

Genel olarak sebze ve meyve ağırlıklı beslenmenin pek çok kronik hastalığın önlenmesinde etkili olduğu bilinmektedir. Kivi de bitkisel kaynaklı bir besin olarak pek çok araştırmaya konu olmuş ve kivinin aşağıda sıralanan faydaları tespit edilmiştir.

Cildi güzelleştirir

C vitamininden çok zengin oluşu sebebiyle antioksidan özellik taşıyan kivi cildi güzelleştirir. İçeriğindeki C vitamini kolajen üretiminin arttırılmasını sağlar ki kolajen cildi içeriden nemlendirerek güneş ve kirliliğe bağlı cilt kırışıklıklarının önlenmesini sağlar.

Uyku kalitesini arttırır

Kivi tüketiminin uyku kalitesi üzerindeki etkilerinin araştırıldığı bir çalışmaya göre kivi yemek erişkinlerde uyku bozukluklarının iyileştirilmesi, kalitesinin ve süresinin arttırılması açısından olumlu katkı yapıyor.

Kalp sağlığını korur

Kivinin içeriğinde bulunan lif ve potasyum kalp sağlığının korunmasını sağlar. Kardiyovasküler hastalıklar açısından riski düşürmek için sodyum tüketim azaltılmalı ve potasyumdan zengin beslenilmelidir. Kivi çok iyi br potasyum kaynağıdır. Bir çalışmaya göre günde 4000mg potasyum alanların günde 1000 mg potasyum alanlara kıyasla kalp hastalıkları riski %49 azalmaktadır. Ayrıca potasyumdan zengin beslenme felç riskini azaltır, kas kaybını önler, kemik mineral yoğunluğunun korunmasına yardımcıdır ve böbrek taşı oluşumunun önlenmesinde rol alır. Bir çalışmada kalp hastası olan kişiler 28 gün kivi yedirilmiş ve sonucunda bu kişilerin trigliserit ve kötü kolesterol düzeylerinde düşüş belirlenmiştir. Her ikisi de kalp hastalıkları açısından risk faktörüdür.

Kan basıncını düşürür

Yüksek potasyum içeriği ile sodyum alımının yarattığı yüksek tansiyonu riskini azaltır. Pek çok kişinin günlük önerilen 4700 mg potasyum alımını gerçekleştiremediği bilinmektedir. Bu sebeple diyetinize kivi eklemek bu açığı kapatmanıza yardımcı olacaktır.

Kabızlığı giderir

Kivi orta düzeyde laksatif etkiye sahip olması sebebiyle kabızlığın giderilmesine yardımcıdır. Düzenli kivi tüketiminin daha yumuşak ve sık dışkılamaya neden olduğu bildirilmektedir.

Bağışıklık sistemini korur

Yüksek C vitamini içeriğinin yanı sıra antioksidan özellikteki başka bileşikler (örneğin E vitamini) ile bağışıklığın güçlendirilmesine yardımcı olur. Kivi tüketerek bakteri ve virüslere karşı daha güçlü bir mücadele verebilirsiniz.

Kullanım önerileri ve uyarılar

Kiviyi kabuğunu soymadan ikiye bölerek bir kaşık yardımı ile yiyebilirsiniz. Farklı meyvelerle birlikte meyve kokteyllerine ya da salatalarınıza ekleyebilirsiniz. Kivi içeriğindeki aktinik ve bromik asit sebebiyle doğrandıktan kısa süre sonra tüketilmelidir. Aksi halde bu asitler yumuşamaya neden olur. Özellikle meyve salatalarında kivinin en son doğranarak eklenmesini öneririm. Böylece beklemiş kivinin etkisi sebebiyle diğer meyvelerin yumuşamasını engelleyebilirsiniz.

Kalp hastalarının kullandığı beta bloker sınıfı ilaçlar kanda potasyum düzeylerini yükseltir. Bu sebeple muz ve kivi gibi potasyumdan zengin besinleri bu kişiler tüketirken dikkat etmelidirler. Ayrıca böbreklerinde işlev bozukluğu olanlarda vücuttaki fazla potasyumun atımı sağlanamayabilir ve bu durum ölümlere varan sonuçlar doğurabilir. 

Elmanın Faydaları Nelerdir?

Elmanın faydaları nelerdir?

Eski bir Galler atasözü der ki “her gün 1 elma yersen doktora ihtiyacın olmaz”. Bu ata sözündeki vurgu çok iddialı olmakla birlikte bunun pek de yanlış olmadığı, elmanın sağlığa sayısız faydaları olduğu bilimsel çalışmalarda kanıtlamıştır. Elma, tüm dünyada en çok ekilen ve tüketilen meyvelerin başında gelmekte. Bazı kaynaklara göre mucize gıdalardan biri olan elma antioksidanlar, flavonoidler ve diyet lifinden zengin bir besindir. Bu besin bileşikleri sayesinde kanser, yüksek tansiyon, diyabet ve kalp hastalıkları riskini azaltığına ilişkin veriler bulunmaktadır. Aşağıdaki yazımızda elmanın faydalarını sizler için detaylı bir şekilde mercek altına aldık.

Elmadaki bazı önemli besin bileşikleri

Elmada yağ, kolesterol ve sodyum neredeyse hiç yoktur. Buna karşılık;

C vitamin içerir. C vitamini suda eriyen bir antioksidan vitamindir ve bu özelliği ile vücudun en ücra yerlerindeki hücrelere kadar ulaşarak serbest radikallerden hücre ve dokuları korur. Bulaşıcı hastalıklara karşı vücudun direncinin arttırılmasında rol alır.
Elmann faydaları
B grubu vitaminlerden ve özellikle riboflavin, tiamin, ve B-6 vitamininden zengindir. Bu vitaminler sinir sisteminin korunmasında ve kırmızı kan hücrelerinin üretiminde etkilidirler.

Elma diyet lifinden zengindir. Liften zengin beslenme bağırsak sağlığınızı korur. Kanda kolesterolün yükselmesini önler ve kalıcı tokluk sağlamaya yardımcı olur.

Elma, fitokimyasallar içerir. Bu fitokimyasallar yani bitkisel bileşikler serbest radikallerin zararlı etkilerinden vücudun korunmasını sağlar.

Elma mineraller açısından da iyi bir kaynaktır. İçeriğinde kalsiyum, potasyum ve fosfor gibi vücut için gerekli olan mineralleri barındırır.

100 gram kabuklu elma için besin değerleri

Enerji - 52 kcal
Karbonhidratlar - 13.81 gr
Yağ - 0.17 gr
Protein - 0.26 g
Su - 85.56 gr
Sodyum - 1 mg
Beta-karoten - 27 ug
Lutein ve zeaksantin - 29 ug
Tiamin (B1 vitamini) - 0.017 mg
A vitamini eşdeğer - 3 ug
Riboflavin (B2 vitamini) - 0.026 mg
Niasin (B3 vitamini) - 0.091 mg
Pantotenik asit (B5 vitamini) - 0.061 mg
B6 Vitamini - 0.041 mg
Folat (B9 vitamini) - 3 ug
C vitamini - 4.6 mg
E vitamini - 0.18 mg
K vitamini - 2.2 ug
Kalsiyum - 6 mg
Demir - 0.12 mg
Magnezyum - 5 mg
Manganez - 0.035 mg
Fosfor - 11 mg
Potasyum - 107 mg

Elmanın faydaları

Yapılan bilimsel araştırmalara göre elma tüketimi aşağıdaki sağlık sorunlarının önlenmesinde yararlı olmaktadır ve beslenmeye elmanın dahil edilmesi önerilmektedir.

Kanser riskini azaltır
Elmada bulunan triterpenoidler adlı bileşiklerin meme, karaciğer ve kolon kanserlerinde kanserli hücrelerin büyümesini önleyici etkisi Cornell Üniversitesi araştırmacıları tarafından tespit edilmiştir. Bir başka araştırmada ise flavanolden zengin olan elmanın prostat kanserine karşı koruyucu etkiye sahip olduğu bulunmuştur. Araştırmaya göre elma tüketenlerde prostat kanseri riski %23 daha düşük düzeydedir.

Nörolojik sağlığa iyi gelir
Elma tüketmek nörolojik sağlığa iyi gelmektedir. Quebec Üniversitesi tarafından yapılan bir araştırmaya göre elmada bulunan quercetin adlı antioksidan nöronların oksidasyon ve iltihaplanmaya bağlı ölümlerini önlemektedir. Quercetinin özellikle stresli dönemlerde bağışıklığı koruyucu etkisi de bilinmektedir.

Elma bunamayı önler
Cornell Üniversitesi'ndeki araştırmacılar tarafından yürütülen bir çalışmaya göre elma tüketimi nöron hücrelerinin korunmasını sağlayarak demans ve Alzheimer gibi hastalıkların önlenmesine yardımcı olmaktadır.

Felç riskini azaltır
Yaklaşık 10.000 kişinin 28 yıl süresince değerlendirildiği bir çalışmaya göre en çok elma tüketenler en düşük felç (inme) riski taşıyanlardır.

Kötü kolesterol düzeylerini düşürür
Yaşlı kadınlar üzerinde yapılan bir çalışmaya göre her gün elma tüketenlerin 6 ay sonra kötü kolesterol(LDL) seviyelerinde %23 düşüş ve iyi kolesterol(HDL) düzeylerinde %4 iyileşme kaydedilmiştir.

Diyabet riskini azaltır
Elmanın diyabet riskini düşürmeye yardımcı olabileceği yönünde bulgular da mevcut. 187.000 kişiyi kapsayan bir çalışmaya göre haftada 3 porsiyon elma, üzüm, yaban mersini ya da armut tüketenlerde tip 2 diyabet gelişme riski %7 daha düşüktür. Bir başka çalışmada ise günde 1 elma tüketen kadınlarda elma tüketmeyenlere kıyasla tip 2 diyabet gelişme olasılığının %28 daha düşük olduğu belirlenmiştir.

Radyasyona karşı etkilidir
Ukraynalı çocuklar üzerinde Çernobil kazası sonrası yapılan bir çalışma, elmada bulunan pektin adlı maddenin çocuklardaki radyasyon seviyesinde anlamlı düşüşler sağladığını bildirmiştir.

Kalp sağlığını korur
Oxford Üniversitesi araştırmacıları tarafından yürütülen yeni bir çalışmaya göre her gün 1 elma tüketmek kardiyovasküler hastalıklara karşı kullanılan statinler kadar etkili. Ayrıca elmadaki lifler sindirim sırasında kolesterolü bağlıyor ve bu sayede yüksek kolesterol riskini düşürerek kalbi koruyor.

Elma Tüketirken Dikkat!

Elma tüketimine bağlı herhangi bir ciddi yan etki bulunmamakla birlikte elmanın çekirdekleri güçlü bir zehir olan siyanür içerir. Fazla elma çekirdeği tüketmek ölüm riski dahi taşımaktadır.  Aşırı elma tüketimi diş sağlığını tehdit edebilmektedir. Öte taraftan elma tükürük salgısını arttırarak ağız içindeki bakterilerin öldürülmesine yardımcı olur.

Elmayı soyarak mı kabuklu mu tüketmeliyim? Elmanın lif ve antioksidan açısından en zengin yeri kabuğudur. Bu sebeple elmayı kabuklarıyla birlikte tüketmelisiniz.

Elma kabuklarında pestisitler var mı? Evet ancak bunlar düşünülenin aksine laboratuvar çalışmalarında düşük seviyelerde çıkıyor. Yine de çok iyi yıkadıktan sonra tüketmek doğru seçim.

Tip 2 diyabet hastasıyım. Elma yiyebilir miyim? Amerikan Diyabet Derneği elmanın besleyici olduğunu ve diyabet hastalarının tüketiminde bir sakınca olmadığını bildirmektedir. Dernek, elmanın kabuklarıyla birlikte tüketilmesini ve elma satın alırken küçüklerinin tercih edilmesini önermektedir.

UYARI

Faydalar.blogspot.com'da yer alan bilgiler bilimsel çalışmalar ve geleneksel tedavi yöntemlerinden derlenmekle birlikte herhangi bir hastalığı tanı, tedavi, bakım ve önlenme amacı taşımamaktadır. Buradaki bilgiler doktora danışılmadan kullanılmamalıdır. Okuduğunuz içerikler ile ilgili bilgi, deneyim ya da sorularınızı yazıların altnda bulunan yorum bölümüne yazarak katkıda bulunmanızdan mutluluk duyarız.